Siyaset 16.7.2017 17:59:22 1645 defa okundu

“Fedakarlığın Şanlı Dorukları”

Cumhuriyet Halk Partisi Tunceli İl Başkanı Avukat Ali Rıza Güder, 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde düzenlenen etkinlikte bir konuşma yaptı. İşte alanda bulunanlardan bir çok kişinin ağladığı o konuşma metni:

 

Cumhuriyet Halk Partisi Tunceli İl Başkanı Avukat Ali Rıza Güder, 15 Temmuz darbe girişiminin yıldönümünde düzenlenen etkinlikte bir konuşma yaptı. Alanda bulunanlardan bir çok kişinin ağladığı görülen konuşmada, öldürülen Öğretmen Necmettin Yılmaz’a dair bölümde, Güder “Bizden ne istiyorsunuz? 40 yıldır bu topraklardan ne istiyorsunuz? Atalarımız, annelerimiz huzur görmeden öldüler. Bu dağlardan, bu ormanlardan, ovalardan bu yaşamdan ne istiyorsunuz?” şeklinde seslendi. Konuşması bir süre ayakta alkışlanan Güder, kürsüden indiğinde de protokol üyeleri tarafından tebrik edildi.

İşte Güder’in iki gündür konuşulan o metnin tamamı;

 

“Büyük Amerkalı devlet adamı Alexander Hamilton şöyle der; ‘Onursuzluğu tehlikeye tercih eden bir ulus bir efendiye köle olmaya hazırlanıyor demektir ve buna müstahaktır da.’

Ulusumuzun, dizlerinin üzerinde yaşamaktansa ayaklarının üzerinde ölmeyi tercih edeceğini anlamamış bir şerefsiz, onun müritliğine soyunmuş ve ordumuzun şerefli üniformasını gasp etmiş hain bir güruh ve yurttaş kavramının yüzkarası uzantıları, ulusumuza ve demokrasimize kast etmiş, darbe girişiminde bulunmuştu.

Atalarımız, yiğitlerin yurdu olup özgür insanların ülkesi olsun diye kurdu bu Cumhuriyeti. Kutsal Kitabı ve Hz. Muhammed Mustafa’yı anmaya cüret eden bu şerefsiz hainin, din sömürüsüyle kurduğu bir çeteye teslim olsun, bu katilin karşısında diz çöksün diye değil.

O gece sokaklarda buluşan ve bu ihanet çetesinin karşısında demokrasi cephesini kuran şehitlerin kalbinde ortak bir duygu vardı. Onlar biliyorlardı ki, bazı şeyler uğruna ölmeye değer. Özgürlük uğruna ölmeye değer. Demokrasi uğruna ölmeye değer. İnsanın vatanı uğruna ölmeye değer. Onlar biliyorlardı ki, yaşam zincir ve esaret gibi bir bedel ödeyerek satın alınacak kadar değerli değildir. Eğer uğruna ölmeye değer hiçbir şey yoksa hayatta Çanakkale’deki yiğitler Mustafa Kemal’in ölüm emrine sırtlarını mı dönseydi 1 asır önce; İsa Peygamber çarmıhı red mi etmeliydi 2000 yıl önce; Kurtuluş Savaşı’nın şanlı askerleri evlerine mi dönseydi Dumlupınar’dan sonsuz bir ölümün şanı onları beklerken…

Bu meydanda işte bu değerleri yaşamları pahasına koruyan şehitlerimize saygı duruşunda bulunmak için toplandık.

Hitler’i devirmek için son girişimleri de başarısızlığa uğrayan Alman Ordusu’nun şerefli subayları kurşuna dizilirken, cellatlarının gözlerinin içine bakarlar. Alman Direniş Anıtında yazan şu sözler gücünü Albay Claus von Stauffenberg ve onun gibi şerefli Alman subayların cesaretinden alır. ‘Özgürlük Adalet ve Onur uğruna yaşamınızı feda ederken sizler direndiğiniz utancın ortağı olmadınız.’

Tıpkı, komutanının ölüm emrine metanetle itaat edip sonsuz bir ölüme yürüyen şeref timsali Astsubay Ömer Halisdemir ve onun şahsında ordumuzun şerefli mensupları gibi. Tıpkı, Gölbaşı Özel Harekat Merkezi’nde katledilen 42 şehit polisimiz kardeşimiz ve onların şahsında Emniyet Teşkilatımızın şerefli polisleri gibi. Tıpkı, o karanlık gecede ortak duyguyla ve vicdanla sokağa dökülüp soysuzlar çetesini bu toprakların bağrından söküp atmış cesur, onurlu ve fedakar yurttaşlarımız gibi.

Herşeye rağmen, bugün ulusumuzun bize bu kötülüğü yapanlara karşı beklentisinin intikam değil adalet olduğunu bilmeliyiz. Çünkü, demokrasi adalet üzerinde var olabilir intikam sayesinde değil. Hükümetin 15 Temmuz darbesinden bugüne uygulamalarına baktığımızda bu sınırın neredeyse yok olduğunu görüyoruz. Hükümetimiz bilmelidir ki böylesine bunalım zamanlarında demokrasilerde olağanüstü hal ilan etme yetkisi vardır olağanüstü bir rejim değil. Elbette, devlete sızmış, aslında adeta ele geçirmiş hainler ile hukuk dahilinde hesaplaşmalıyız. Bununla birlikte, devlette kurumsal ve ağır bir kemoterapi demokrasiye uygun bir tedavi aracı değildir. Beklentimiz, OHAL Komisyonu’nun etkili ve hızlı bir şekilde işleyip haksızlığa uğrayanların tespit edilerek görevlerine iade edilmesi, bu hain çeteyle işbirliği içinde olanların devletin bağrından sökülüp ilelebet atılması ve cezai takibata uğrayanların da adil bir yargılama sonunda tespit edilerek cezalandırılmasıdır.

Nazi canilerini yargılayan Nuremberg Mahkemesi Savcısı Robert Jackson’ın sözleri kılavuzumuz olmalıdır; ‘Bugün bu zanlıları yargıladığımız mahkeme kayıtları ile yarın tarih de bizi yargılayacaktır. Ve yine ABD Başkanı Roosevelt’in 1 asır önce söylediği gibi ‘Suçu teşhir edip suçluyu yakalayın; ama unutmayın ki en büyük suçlarda bile eğer hak edilmemiş bir saldırıya geçilirse, bunun kamuoyu vicdanında yol açacağı hasar, suçun yol açtığından da daha büyük olabilir. Kötülük güçleriyle dur durak bilmeden kararlılıkla savaşalım fakat hakkaniyetten de uzaklaşmayalım.’ Ve o gece şehitlerimizin yaşamları pahasına savunduğu demokrasiyi onurlandıralım.

Bugün 1 yıl önceki bu sefil darbe girişiminde şehit olanları onurlandırmak için buradayız. Fakat yüreklerimiz aldığımız bir şehit haberiyle daha dağlandı. PKK tarafından aracı kurşunlanıp, kaçırılan öğretmenimiz Necmettin Yılmaz’ın ölümü ne yazık ki teyit edilmiştir. Bu elim olay, bu katillere bazı soruların sorulmasını gerektirmiştir. İsterim ki sorularımı herkes ve her yer duysun. Ne istiyorsunuz? Ne istediniz? Bu daha hayatının başında annesiyle babasıyla yaşayacak ömrü olan öğretmenden ne istediniz? Bir gün belki sevdiği ve çocuklarıyla yaşayacak ömrü olan bu gencecik insandan ne istediniz? Bu coğrafyada sadece gencecik bir öğretmeni değil insanlığı, vicdanı, haysiyeti, onuru da katlettiniz.

Ne istiyorsunuz? Bizden ne istiyorsunuz? 40 yıldır bu topraklardan ne istiyorsunuz? Atalarımız, annelerimiz huzur görmeden öldüler. Bu dağlardan, bu ormanlardan, ovalardan bu yaşamdan ne istiyorsunuz? Munzur dağlarının pürüpak suyunu bu cinayetle kirletmeye utanmadınız mı? Adlarını kendinize mal ettiğiniz bu dağların zirvesine kurulmuş ağalar divanının gölgesi, onların ızdırap dolu bakışları da mı sizi utandırmıyor?

Bu neyin davasıdır? Ne uğruna öldürüyorsunuz? Bu kör şiddetin terörün sebebi nedir? Ne istiyorsunuz? Artık Yeter! Artık bir dönüm noktasındayız. Martin Luther King’in “Suskunluk İhanettir” sözünün geçerli olduğu zamandayız. Bu şehre çağrıda bulunuyorum. Susmayın… Haykırın… Huzur Dağının karları Cesaret ve Vicdan Güneşi’nin ışıklarıyla eriyecektir.”

                          Eylem SALMAN

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar

munzur ali

Aslansın Ali Rıza...Gerçek Dersimli böyle olur..Gözlerinden öperim..Güneydoğuluların kölesi olmuş ve onların çıkarcı ,rantcı çanak yalayıcılarına karşı her Dersimli böyle Ali Rıza gibi dik durmalıdır..Masum bir öğretmeni öldürmek insanlığın neresinde var..? Hele Dersim'in kutsal topraklarında...Dersim düşmanı bölücü terör gurupları öleceksiniz..Dersim den temizleneceksiniz..Geçen yıl Ovacık ve Nazımiye de sivil halkı bombaladınız..Ama urfa da niye bir şey yapmıyorsunuz ey kırrolar..!



SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

NÖBETÇİ ECZANE

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 9668
 Dün : 12749
 Toplam : 20278693
 Ip No : 54.198.52.8