Sürmanşet 15.3.2017 13:36:32 2550 defa okundu

“Oyuncu ve müzisyen olmak istiyorum”

Tunceli’nin Hozat ilçesinde yaşayan 15 yaşındaki Yiğitcan Çetin, gitar çalıp söylüyor. Müzik yapan genç adam, ilerde hem oyuncu olmak istiyor hem de müzik yapmak. Annesi Özlem ile babası Ali Rıza da, bu karara saygı duyup destekliyor.

“Müzikle Dinleniyorum”

 

Tunceli EMEK- Bu topraklar kimi zaman başarılı bir müzisyen, kimi zaman işadamı ve işkadını, kimi zaman da doktor, hakim, mühendis, bilim insanı çıkardı. Yelpaze farklı farklı olsa da, gelecek kuşakların da bizi mutlu edecek başarılara imza atacağı muhakkak. Kimbilir belki bunlardan biri de Hozatlı Yiğitcan Çetin’dir.

15 yaşında Tunceli’nin Hozat ilçesi Zübeyde Hanım Anadolu Lisesi 1. Sınıf öğrencisi Yiğitcan, gitar çalıp şarkı söylüyor. Yiğitcan, ilerde hem müzik yapıp hem de oyuncu olmak istiyor. İki çocuklu ebeveynleri Özlem ve Ali Rıza Çetin’in ilk çocukları olan müzik adamı, bize kendi evinde gitar çalıp şarkı söylerken, biz de hayallerini soruyoruz. Müzikle uğraşmasının eğitimdeki başarısını engellemediğini söyleyen Yiğitcan, Tunceli EMEK Gazetesine şunları anlatıyor;

 

“Müzik başarıya engel değil”

 

Yiğitcan Çetin; “15 yaşındayım. Zübeyde Hanım Anadolu Lisesi 1. sınıftayım.  Gitar çalmaya 12 yaşında Halk Eğitim Merkezinde açılan bir kursa katılarak başladım. İlk sene gitara gittiğimde kendimi alıştırdım. 1 sene falan da kulak alıştırması için dersler aldım. Sonra müziğe yöneldim. Şu anda hem çalıp hem söyleyebiliyorum. Her etkinlikte mutlaka sahne alıyorum. Bizim bir grubumuz var. Grupta, Ali Musa Günel diye bir hocamız var, ben varım bir de arada sesi güzel olan öğrencileri alıyoruz. İleride oyuncu olmak istiyorum. Aslında çift meslek yapmak istiyorum, biri oyunculuk, diğeri müzisyenlik. Derslerimde, matematik ve tarih dersleri biraz sıkıntılı ama gerisi iyi. Tarihim aslında kötü değil ama matematikte biraz sıkıntı yaşıyorum. Müzik ve ders bir arada yapılabilir. Nedenini de şöyle söyleyeyim, bir yandan müzik, bir yandan ders, peş peşe olmaz ama müzik insanın içindeki duygusudur. Müzik, insanın içindeki hisleri dışarıya atmasını sağlar. İnsanın içini boşaltmasını sağlar. Ben eve geldiğimde önce dinleniyorum. Daha sonra gitar çalıyorum. Yada bazen tersi oluyor. Çünkü önce içimdeki siniri, hırsı atmayı sağlarım ya da televizyonda bir müzik görürsem onu ezberlemeye çalışırım. Sonra akşam altı buçuk gibi o gün işlediğimiz konunun tekrarını yapıp dersimi çalışırım. Kendimi geliştirmek için ileride istediğim yerlere gelmek için çok çalışmam gerektiğini biliyorum.”

 

“Müzik oğlumun eğitimini olumsuz yönde etkilemedi”

 

Yiğitcan’ın annesi Özlem Çetin, oğlunun müzikle uğraşmasından memnun. Müzik yapmasının eğitimine olumsuz yönde etkisi olmadığını söyleyen genç anne, konuşmasında şu ifadelere yer verdi; “Oğlum son birkaç yıldır müzikle ilgilenmeye başladı. Müzikten sonra oğlumun eğitim hayatı olumsuz yönde etkilenmedi. İlerde de müzikle ilgilenmesini çok istiyorum. Ben oğlumun üzerinde bir yönlendirme yapmıyorum. Her zaman kendi istediği şeyi yapsın istiyorum. Benim isteğim de oğlumun konservatuar okuması. Kendi kararı ne olursa, ben onun arkasındayım. Oğlum inşallah bu yolda iyi şekilde ilerleyecek. Yiğitcan’ı destekliyorum. Allah yardımcısı olsun.”

“Kendi Kültürümüzle Yetişsin İstedim”

 

İstanbul’da yaşarken, eşini çocuklarının kendi kültürüyle yetişmesi için Hozat’a gelmeye ikna ettiğini söyleyen Hozat Belediyesinde geçici işçi olarak çalışan Ali Rıza Çetin de Yiğitcan’ın müzikle ilgilenmesinden memnun.

Ali Rıza Çetin; “Müzik, aslında bizim aile de birazda genetik. Müzikle uğraşan kardeşlerim var. Zaman zaman biz de oğlum gitar çalarken eşlik ediyoruz. Eğer oğlumdaki müzik sevdası devam ederse, müzik, tiyatro gibi etkinliklere devam ederse biz de destekleriz ve  onun kararına saygı duyarız. Sonuçta o da bir meslektir. İlla doktor ol, mühendis ol demiyoruz oğlumuza. Önemli olan insanlara bir şeyler verebilmektir. Sonuçta müzikte bir kazançtır.

 

Biz 16 yıldır evliyiz. 3 senedir Hozat Belediyesi’nde geçici işçi olarak çalışıyorum. Eşimle evlendikten sonra 5 sene İstanbul’da yaşadık, daha sonra bir karar aldık ve köye geldik. Geyiksuyu Köyü’nde 4 sene kaldık. İstanbul son zamanlarda bozulmuştu, hırsızlık artmıştı. Biz zaten 95’lerin göçünde gittik. 2005 yıllarında da bir bozulma olunca, hadi gelin köyümüze geri dönelim, dedim. Eşim doğma büyüme oralı olduğu için ilk başlarda yok dedi. Orası benim için zor olur, ben gelip sana ‘inek sağamam, ahıra giremem’ falan dedi. Bende dedim her şey o değildir. Saygı ve sevgi çerçevesinde yaşantımızı orada da sürdürebiliriz. Sonuçta memleketimizdir. Kaldı ki bir çocuğumuz oldu. Çocuğumuzu burada büyütelim buranın kültürünü alsın istiyordum. İnan ki o zaman bir ekonomimiz vardı ama asla dönüp arkama bakmıyorum. İkimiz arasında biraz tartışmalar oldu, gelip gelmeme konusunda. Tabi haklıdır kendisi çünkü doğma-büyüme İstanbul’da olduğu için köy işini yapamazdı ve beceremezdi. Sonunda çıkıp buraya geldik. Şu an git deseler eşime, gitmez. Kaldı ki çocuğumuz burada büyüdü. Kendi insanının kültürünü aldı. Dede’yi tanıyor, Pir’i tanıyor, inancı tanıyor, niyazı tanıyor, ziyaretlerimizi biliyor. Büyüğe saygıyı, küçüğe sevgiyi biliyor. Ben oğlumla gurur duyuyorum. Bunu Hozat halkından da duyuyorum, oğlum sosyal bir çocuk. Müzik kararını da oğluma bırakıyorum. Yolu açık olsun.” şeklinde konuştu.

Yiğitcan Çetin'in seslendirdiği parçayı dinlemek için TIKLAYIN

 

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

NÖBETÇİ ECZANE

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 7844
 Dün : 20599
 Toplam : 21405338
 Ip No : 54.221.76.68