Manşet 17.2.2017 08:27:12 2004 defa okundu

“Tunceli Baraj Değil Yatırım Bekliyor”

Kürtçe ve Türkçe dillerinde yayın yapan ekonomi dergisi Abori, bu ayki sayısının kapağına Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Cengiz’i taşıdı. Dergide yayımlanan ve geniş yer verilen söyleşisinde Yusuf Cengiz Tunceli’nin ekonomisini değerlendirdi ve şu ifadeleri kullandı; “Çatışmaların yeniden başlamasıyla yatırımlar askıya alındı. İşveren batıya göç etti.  Barajların yapılması, memleketimize hem ekolojik hem de ekonomik olarak ciddi zararlar verecektir.” TSO Başkanı, barajların yapılması durumunda Alevi inancına göre ziyaret kabul edilen yerlerin sular altında kalacağını da sözlerine ekledi.

İşte Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yusuf Cengiz’in, Kürtçe ve Türkçe olarak aylık yayımlanan Abori dergisine verdiği o röportajın tamamı:

 

Tunceli'nin ekonomik durumunu özetleyebilir misiniz?

Öncelikle önemli bir süreç yaşadık. Ondan başlamak istiyorum. Barış süreci ile birlikte birçok insan Tunceli'ye, köylerine döndü. Köylerinde evler inşa etti. Hayvancılık, arıcılık ve tarımla uğraşmaya başladı. Köylerde ufak tefek üretimler başladı. Tabi bu iki yıllık süreçte hem ekonomik canlanma oldu hem de uzun zaman boyunca memle¬ketlerinde uzak kalan insanlar özellikle yaz tatillerini burada geçirmeye başladı.

Nasıl bir değişim oldu, anlatır mısınız?

Örneğin; Organize Sanayi Bölgemiz atıl durumdaydı. İl valiliği, belediye, il özel idare ve yönetime geldiğimizden beri TSO olarak Organize Sanayinin faaliyete geçmesi için çaba sarf ettik. 43 parselimiz vardı. Barış sürecinde insanlar burada yatırım yapmak için geldi. 43 firma bize başvuru yaptı. Ama şu an 16 firmamız yatırım yaptı çoğu da üretime devam ediyor.  Çatışmalar başlayınca her şey tersine döndü. 1975'te Tunceli'nin nüfusu 165 bin iken 2016'da ise bu rakam 86 bine düşmüş durumda. 1980'ler ve 1990'lar- da köy boşaltmaların ve çatışmaların ilimizi getirdiği nokta bu. O dönemden günümüze kadar en olumlu dönem ba¬rış sürecinin olduğu dönemdi.
İlimizde ciddi bir turizm potansiyeli var. Kışın kayak, yazın doğa ve inanç turizmi var. Munzur Gözeleri, Alevilik inancının mekanları olan Kırklar Dağı, Düzgün Baba, Munzur Baba ziyaretinin yanı sıra birçok inanç mekânın bulunduğu turizme elverişli iki vadimiz var. Dışardan birçok insan, inanç mekanlarını görmek ve Tunceli'nin muhteşem doğasını görmek ve ziyaret etmek için geliyor. Bu iki vadide baraj yapılması projesi var. Bu baraj projeleri son zamanda hızlandı. Tunceli'deki sivil toplum kuruluşları ve halkın tümü geçmişten beri çeşitli etkinlikler yaparak bu iki vadide barajların yapılmasını doğru bulmuyor. Biz oda olarak bu konuda gerekli tavrı koyuyoruz.

 

Barajların yapılması durumunda ziyaretler sular altında mı kalacak?

Tabi bu barajlar yapılırsa ziyaretlerin çoğu su altında kalacak. Aynı zamanda turizm yapma şansı kalmıyor. Halkın bu barajlara karşı çıkmasının iki temel nedeni var. 
Bir; ziyaretlerin o vadilerde bulunması.
İkincisi de 60 km Pülümür 60 Ovacık olmak üzere 120 km’lik sahil yolu diyebileceğimiz insanların su kenarında yürüyüş, piknik yaptığı bir alanın yok olmasıdır. İnsanlar burada hem doğa hem de inanç turizmi için geliyor. Barajların yapılması durumunda mem¬leketimize hem ekolojik hem de ekonomik olarak ciddi zararlar verecektir. Barajlar yapılırsa merkezin Ovacık ve Pülümür'le bağlantısı kesilmiş olacak. Bu ciddi bir sıkıntı.

 

Girişimleriniz sonuç vermezse kent nasıl etkilenir?

Hükümetten talebimiz, baraj projelerinden derhal vazgeçilmesidir. Barajların yapılması durumunda Tunceli; siyasi, turizm, kültürel ve ekonomik bakımdan çok ciddi olarak etkilenir. Özetle baraj projelerinin Tunceli'ye faydası olmayacağını söylüyoruz. Baraj yapılması planlanan vadilerimizde botanik anlamında Türkiye'nin hiçbir yerinde olmayan bitkiler bulunuyor. Birçok yerde olmayan hayvanlar var. Keklik, dağkeçileri, dünyanın en çok bilinen ve Türkiye'nin çok az yerinde bulunan kırmızı pullu Munzur Alabalığı var. Canlılar açısından böylesi zengin vadilerimizde baraj yapılırsa hem hayvanlar hem de orga¬nik bitkiler yok olacak. Barajlar yerine ülkenin ihtiyacı olan enerji üretimi için güneş ve rüzgâr enerjisi gibi yenilebilir enerji yatırımları yapılmalıdır.

 

Tunceli'yi ekonomik olarak kalkındıracak yerel ürünler nelerdir?

Çatışmalı ortam öncesi burada ciddi bir hayvancılık yapılıyordu. Hayvancılıkla uğraşan aileler, Nazımiye, Pülümür ve Ovacık'ta yaylalara çıkıyorlardı. Çemişgezek, Pertek'te de ciddi bir hayvancılık yapılıyordu. Bundan 30 yıl önce her ailenin 500 baş hayvanı vardı. Güvenlik sorunları olmadığı zamanlar, mera yasakları gelmeden çok ciddi bir po¬tansiyel vardı. Hala hayvancılık yapan insanlar var. Fakat bu oran yüzde 50'ye düştü. Şu anda eskisi kadar olmazsa da belli yerlerde mera yasağı var. Geçmişte üretilen tulum peyniri ve tereyağı ilin ekonomisine çok ciddi bir katkısı olu¬yordu. Tunceli arıcılık konusunda çok ciddi bir potansiyele sahiptir. Valilik ve İl Tarım Müdürlüğü ile yaptığımız gö¬rüşmelerle bu arıcılığı geliştirmeye çalışıyoruz. Bu yerel kurumların arıcılığa teşvikle ilgili yeni yeni çalışmalar yapı¬yor. İnsanlar Ordu'dan Karadeniz'den arılarını buraya getiriyorlar. Burada yaptıkları balı "Tunceli balı" diye satıyorlar. Yörede bulunan zengin bitkiler¬den dolayı balımız çok kıymetlidir. Dı¬şardan gelenlere karşı değiliz ancak biz organik bal üretmek istiyoruz. Dışardan gelenler ve yerel yöneticiler şeker kullanıyor. Ovacık bölgesinde organik no¬hut, fasulye barbunya yetiştiriliyor. Bir de Ovacık'ta tek başlı bir sarımsağımız var. Türkiye'nin hiçbir yerinde yok bu sarımsak çeşidi. Kendiliğinden doğal bir şekilde yetişen bir sarımsak türüdür. Bu sarımsak eskiye oranla pek bulun¬muyor. Fiyatı da çok yüksek. Olduğu zaman 50 TL'den alıcı buluyor. İlimizde tulum peyniri, dut, çiftlik alabalığı, süt ürünlerinden peynir, tereyağı, ayran ve yoğurt üreten/satan firmalarımız mevcuttur. Organik tarım ve hayvancılık için ilimiz ciddi bir potansiyele sahiptir.
 

Bu ürünlerin geliştirilmesi ve pazarının açılması için ne gibi girişimleriniz var?

Girişimlerimiz mevcut. Mesela; burada arıcılar birliği var. Esas olarak onların işidir. Fakat biz de katkı sunuyoruz. Toplantılarına katılıyoruz. İl Tarım Müdürlüğünün yapması gereken işler var. Arıcılar Birliğinin organik bal üretmeyle ilgili bir çalışması var. Birlik analizler¬den sonra organik bal etiketini alıyor ve balı ona göre üretiyor.

 

İşverenlere Tunceli'de hangi alanda yatırım yapmasını önerirsiniz?

Geçen hafta Ankara'daydık. Başbakan Binali Yıldırım ile bir toplantımız oldu. Bildiğiniz gibi son iki yıllık çatışmalı ortamdan dolayı bölgeye yatırımcı gelmiyor. Hükümette yeni bir proje kapsamında buraya yatırımcı getirmeye çalışıyor. Son teşvik programında tüm Güneydoğu Anadolu Bölgesi altıncı bölgede yer alırken bizi beşinci bölgeye almışlar. Altıncı bölgeye alınmamız için defalarca buradaki STK'larla toplantı yaptık. Bakanlar, Başbakan ve Cumhurbaşkanı nezdinde görüşmeler yaptık ama bu konuda bir değişiklik olmadı.

 

İtirazınızın sebebi nedir?

Burada kişi başına düşen milli gelirin yüksek olduğu söyleniyor. Ancak bize göre bu doğru değil. Niye? Çünkü barajlar yapıldı. Onlardan gelen bir para var. İkincisi; zarar ziyandan dolayı gelen bir para var. Üçüncüsü; güvenlik nedeniyle askeriyeye, emniyete devletin yolladığı bir para var. Bunların hepsi kişi başına düşen milli geliri yüksek gösteriyor. Ancak bunun kente bir faydası yok. Örneğin asker ve polis çarşıya çıkmıyor. Zarar ziyan parası geldiği zaman yine aileden bazıları il dışında olduğu için paranın büyük bir kısmı Tunceli'de kalmıyor. Barajlar yapıldığı zaman da teknik elamanın büyük bir kısmı dışar¬dan geliyor. Bundan dolayı bizi beşinci teşvik bölgesine koydular. Şimdi cazibe merkezi programında Elâzığ, Malatya ve Adıyaman ile aynı bölgedeyiz.
“PAKETE İKİ İTİRAZIMIZ VAR” 
Biz paketteki iki noktaya karşı çıktık. 
Birincisi; Tunceli, Hakkâri, Bingöl ve Şırnak gibi illere özel bir teşvik yasasının ve özel bir cazibe il programının yapılmasını istedik. Çünkü; pakette en düşük yaptırımı yapan yatırımcıya 2 milyon katkı sunacağını ve 30 işçi çalıştırması şartı koşuyor. Biz diyoruz ki bizim gibi illere 2 milyon değil 500 bin TL'lik destekler verilirse, insanlar organize sana¬yide veya kendi arazisinde bir fabrika yapar ve 30 işçi yerine 10 işçi şartı ko¬nulsun. En azından böyle olunca insanlar gelip burada yatırım yapar. 2 milyonluk yatırım adımları Adıyaman'a, Malatya'ya ve Elâzığ’a uyar. Çünkü orada potansiyel var. Herhangi bir çatışma ortamı yok. Bu illerde yapılacak yatırımlara bir itirazımız yok. İtirazımız, bizim gibi göç almış, sanayisi olmayan, bölgedeki çatışmalardan en çok zarar gören, nüfusu çoğalmayan iller içindir. Bizim gibi iller için hükümetin özel bir teşvik program yapmasını istiyoruz. Hükümetten cazibe iller programında bir değişiklik yapılmasını talep ettik. İkinci itiraz noktamız ise teşvik paketinde yeni yatırımcılar faydalanabiliyor. Talebimiz hala yatırımı devam eden eski yatırımcıların da bu teşvik paketinden yararlanmasıdır.

 

“ÖNCELİĞİMİZ BARIŞ VE HUZUR”

Tabi ben her zaman söylüyorum. Bölgede bu çatışma ortamı bitmez ve barış süreci olmazsa insanların gelip burada yatırım yapma şansı yok. İnsanlar ya¬tırım yaparken güvenli bir ortam arar. İkincisi; pazar lazım. Bizde en büyük işletme Munzur Su'dur. Onun dışında pek bir işletmemiz yok neredeyse. Bu işletmemiz için bile ciddi bir ulaşım ve nakliye sorunu yaşıyoruz. İlimizde havayolu ve demiryolu yok. Yolların çoğu da 50 yıl önce yapılmış. Yapılma¬sı gereken köprüler var. Karayollarının yapması gereken çok ciddi çalışmalar var. İlçe yollarında ciddi sıkıntılar var. Şehrimizde sanayileşme yok gibi. Büyük bir tekstil veya mobilya fabrikası yok. 30 yıl önce büyük birkaç fabrika vardı kapandı. Barış sürecinde yatırım için yer tahsis edilen 43 yatırımcı geri gitti. Barış süreci bozulunca sadece 16 küçük işletme kaldı. Organizede tahsis ettiğimiz yerler var. Ama hala gelip baş¬lamadılar. Altyapı sorunu da yok. 625 aktif üyemiz var.

 

Esnaf ve yatırımcıların talepleri nelerdir?

Bölgenin sıkıntılarından dolayı göçler yaşanıyor sürekli. Göç nedeniyle potansiyel olmadığı için esnaf doğal olarak bu çatışma ortamından etkileniyor. İstediği alışverişi yapmıyor. İkincisi; bankalar ge¬rekli krediyi vermiyor. Burada insanlar evini ipotek ediyor. Güvenlikten dolayı ekstra birtakım şeyler talep ediliyor. Bankalar bizim esnafımıza kredi ver¬miyor. Son dönemde bir nefes kredisi vardı. Bunu da ilimizde sadece 15 kişi alabildi. Beklentimiz KOBİ ve nefes kre¬disinden cazibe iller projesi kapsamında esnafımıza kredi verilmesidir.

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

NÖBETÇİ ECZANE

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 18932
 Dün : 13262
 Toplam : 20625292
 Ip No : 54.81.79.128