Sürmanşet 6.10.2017 09:09:51 4507 defa okundu

“Tunceli’deki Alevilik 30 ile dağılmış”

Munzur Üniversitesi Sosyoloji Bölümünden Yrd. Doç. Dr. Çoşkun Kökel, Alevilik ile ilgili çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

Kökel,  Tunceli ile bölgenin Alevilik’in tarihsel sürecinde çok önemli yere sahip olduğunu belirtti ve şunları söyledi; “Yaptığım çalışmalardan tespit ettiğim, 30 civarında ilde Tunceli kökenli veya buradaki Ocaklarla ilintili Alevi inançlı topluluklar yaşıyor. Bu yaz, Çorum bölgesinde çalışmalarımız vardı. Alaca ilçesinde bu konuyla ilgili saha çalışması gerçekleştirirken, Büyük Keşlik ve Küçük Keşlik köylerini de ziyaret ettik. Ve bilmediğimiz yeni tespitler gerçekleştirdik.”

 

Alevilik’in tarihsel süreci

 Alevilik ile ilgili çalışmalar yürüttüğünü söyleyen Munzur Üniversitesi akademisyenlerinden Coşkun Kökel, bazı belgelere ulaştığını belirterek Arapça ile Osmanlıca'dan çevrilen bu belgelerin kitaplaştırılacağını söyledi.

İlimiz ve bölgemizin Alevilik açısından önemini de aktaran Yardımcı Doçent Doktor Kökel, Tunceli EMEK Gazetesi’ne yaptığı açıklamalarda şu bilgilere yer verdi;

 

“Bölge, tarihsel anlamda çok önemli”

Tunceli Cemevi Muharrem ayının, yas orucunun tamamlanması dolayısıyla bir Aşure erkanı yerine getirdi. Bu vesileyle biz de orada, Fırat Üniversitesi’nden değerli hocamız Prof. Dr. Erkan Yar’ın da eşlik ettiği, şahsımın da görev aldığı bir sunum gerçekleştirdik. Prof. Dr. Erkan Yar’ın konuşmasının içeriği daha çok bölgedeki Alevi inancının tarihsel derinliğinin belgelerle ilintili ve paralel geçmiş yüzyıllar ile bağlantısını göstermekti.  Bölge, tarihsel anlamda çok önemli.

 

“30 civarında ilde Tunceli kökenli ve ya Ocaklarla ilintili Aleviler yaşıyor”

Yaptığım çalışmalardan tespit ettiğim, 30 civarında ilde Tunceli kökenli veya buradaki Ocaklar ile ilintili Alevi inançlı topluluklar yaşıyor. Bu yaz, Çorum bölgesinde çalışmalarımız vardı. Alaca ilçesinde bu konuyla ilgili saha çalışması gerçekleştirirken, Büyük Keşlik ve Küçük Keşlik köylerini de ziyaret ettik. Ve bilmediğimiz yeni tespitler gerçekleştirdik. Direk, Tunceli yöresi ile bu bölgedeki Ocaklar ve Alevilikle alakalıydı. Orada Şıh Çoban Ocağının mensubu dede ve talip topluluklarının onlarca köyde yerleşik olduğundan haberdar olduk. Şıh Çoban Dedenin Türbesi ve Ocağı, Tunceli’nin Mazgirt ilçe merkezinde. Oradan geçmiş yüzyıllar içerisinde hem dede hem talip toplulukları göç ederek İç Anadolu’ya, Çorum mıntıkasına yerleşmiş. Kendi dillerini yani Kürtçeyi korumuşlar. İnançta burada, yani Ocağın merkezi olan Mazgirt’teki topluluktan son derece daha da ileri bir dinamizm içeriyor. Bütün Aleviliğe ait musahiplik, görgü hizmeti ve diğer bütün inançsal ritüellerin aksamadan devam ettiğini de tespit etmiş olduk. Tunceli bölgesi, Anadolu’da Alevi inancının tarihi ve en kadim merkezidir. Bu doğrudur ama bunu sözlü aktarımlar yerine belgelemek gerekir. Çünkü bu konu ile ilgili spekülasyonlar yapılıyor. Alevilerle ilgili veya Alevilikle ilgili bütün bilginin sözlü kaynaklara dayanıyor olması, bu bilginin, bu inancın iptidailiğini ve yetersizliğini göstermiyor. Ama özellikle Ehl-i Sünnet’e mensup, İslam grubu ve o grubun ulema, önder kesiminde belli ilahiyatçıların, kısmen bu konuyla ilgili çalışma yapan araştırmacıların dillendirdiği yorumlar bunlar. Bunlara karşı yapılması gereken; bu kadim kaynakların, yazılı kaynakların ortaya çıkarılması. Bu çok önemlidir. Daha öce 10 yılı aşan bir sürede belli belgeler tespit edilmişti. Tunceli Cemevinin arşiv odasında ve secere odası şeklinde özel bir mekânda da bunlar muhafaza ediliyor ve sergileniyor. Halka açık bir secere odası.  Ama tabi ki bu bir başlangıç, yeterli mi derseniz? Yeterli değil. Bu bağlamda, biz özellikle Şıh Hasan Aşiretleri diye bilinen bir nevi Aşiretler Birliği de diyebileceğimiz, Pülümür’den başlayıp Ovacık’ı tamamen neredeyse içine alan ve Batı Dersim dediğimiz Çemişgezek, Hozat mıntıkasını, kısmen merkezin belli yerleşim birimlerini, köylerini de içine alan geniş bir Alevi aşiretler topluluğu. Tabi bunun içerisinde Abasanlar, Ferhatanlar, Koçuşağı gibi alt dalları da var. Onlarca da alt kola ayrılıyorlar. Sözlü gelenekte, Horasan kökenli oldukları Hoca Ahmet Yesevi’nin neslinden geldiklerine ilişkin iki yorum var. Şıh Ahmet ve Şıh Hasan’ın baba-oğul veya kardeş oldukları, aynı zamanda onlarında nesli Muhammed değil, evladı Ali’den geldiğinden bir inanç, Alevi kanaat önderi olduğunu kendi mahiyeti içerisinde bir hoca hüviyeti gösterdiği de söyleniyor. Ama tümünün bağlı olduğu ocak, kadim ocak Alevi tarihinde Seyit Cemal diye anılan, yörede Derviş Cemal diye lokal bir ifadeye dönmüş olan ocak. Yani bazı dedelerin bizzat Anadolu’da Hünkâr Efendimizin halifeliğini yapmış olan Hacı Bektaş-ı Veli’ye bağlı Seyit Cemal Sultan. Hacı Bektaş-ı Veli Velayetnamesinde bizzat ismi anılıyor. Hatta Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerinin özel sevgisini, gönül muhabbetini kazanmış bir derviş.

 

“Hz. Hünkarın bütün dervişlerle muhabbeti aynıdır”

 

Hz. Hünkarın bütün dervişlerle muhabbeti aynıdır, eşittir ama bazılarından beklediği daha fazladır. O yüzden onları daha zor hizmetlere göndermiştir. Hindistan’a gitmiştir mesela Güvenç Abdal, bu velayetnamede de anlatılır. Sarı Saltık da Balkanlara gitmiştir. Güvenç Abdal Pontus coğrafyası, Karadeniz’e gitmiştir. Bunlar tabi önemli Dervişlerdir. Diğer taraftan, Seyit Cemal Sultan da “Cemalimsin, cemalimsin, cemalimsin, cemalimsin, kemalimsin” demiştir. Birebir yazılı olarak velayetnamede geçiyor. Hz. Hünkâr efendimizin teveccühünü kazanmış bir derviş. Ve Hz. Hünkar İrşad ve İskan hizmetinde bulunmak üzere Rasul baba ile beraber bu iki büyük halifeyi Seyit Cemal Sultanı, Kütahya, Eskişehir, Afyon aralığında, Türkmen Dağları diye geçen bölgeye, bugün halen o isimle o köy duruyor ve türbesi orada. Ancak asimile olmuş, tamamen Sünnileşmiş. Rasul Babayı Kütahya’nın Altıntaş ilçesinin Beşkarış Köyüne, Seyit Cemal Sultanı da Afyon’un İhsaniye ilçesinin bugün Döğer beldesi olan, o tarihte Tökelcik, bugünkü adıyla Çakırlar mevkiine gönderiyor. Seyit Cemal Sultan’ın Türbesi de orada. Onlarca yıl boyunca bu iki derviş o bölgede Alevi inancının örgütlenmesini sağlıyor. Ama maalesef Resul Babanın köyü zaman içerisinde asimile olup tamamen kimliğini kaybediyor. Velayetnamede verilen bilgilere göre, o tarihte aynı adla bir köy, bugün Kütahya’nın Emet ilçesinin hemen yanında, Emet’ten kopma Hisarcık var o da ilçe. Hisarcık’ın içinde de Şehitler Tekkesi adı ile anılıyor. Velayetnamede bahsediyor, Hisarcık da Resul Babaya verilen bir yurt. Yani Altıntaş-Doğu Kütahya, Hisarcık-Batı Kütahya iki mıntıka arasında da belli zamanlar gidip gelerek faaliyetlerini devam ettirmiş. Seyit Cemal Sultanın neslinden gelen zürriyet daha sonra, ki orada Cemal Sultan yerel adı ile burada nasıl Derviş Cemal ise burada da Kemal Sultan olarak anılır. Eskişehir, Kütahya, Afyon, Uşak ve Bilecik Bozüyük bölgelerinde yaklaşık 70’e yakın Alevi köyünde bu ocağın mensupları var, talip olarak. Eskişehir bölgesinde aynı zamanda iki yerleşim biriminde de, dede olarak bu ocağın mensupları yaşıyor. Ve Alevi Bektaş-ı inancını bütün özleri ile devam ettirmek için, bir duruş ve hizmet içerisindeler. Buraya geldikten sonra tabi ocağın adı Derviş Cemal olarak anılmaya başlamıştır.

 

Derviş Cemal Ocağına Dair…

 

Derviş Cemal Köyü adıyla bugün de var olan köy, Tunceli- Hozat karayolu üzerindedir, Hozat’a bağlıdır. Ocağın merkezi bu bahsettiğimiz köy olarak şekilleniyor. Daha sonra buradan bu ocaklık, Hozat’ın köylerine, Ovacık’ın köylerine dağılıyor. Geniş de bir talip topluluğu var. İşte bizim elimizdeki mevcut belgelerde tam bu noktada karşılığını buluyor. Belgelerin birisi, bölgedeki Alevi ocaklarının ısrarla ilettiği sözlü bilgiyi ispatlıyor yazılı olarak. Bölge ocaklarının özellikle başta Ağuçan Ocaklarının dillendirdiği bir bilgi var; ‘Biz Anadolu Alevi ocak sisteminin içerinde yer alıyoruz, Hacı Bektaş-ı Veli Hazretlerine büyük bir hürmet, sevgimiz,  inancımız ve teslimiyetimiz var. Amma velakin, bizim tarihi anlamda, inançsal anlamda bağlı olduğumuz dergâh, Bağdat-Irak merkezli bir sistem olan -Tajül Arif’in, Ebu’l Vefa ekolüdür.’ Bugüne kadar bu sözlü bilgiyi ispatlayan hiçbir yazılı kaynak bulunamamıştır. İşte belgelerin biri bu anlamda son derece önemli.

Ebu’l Vefa Dergahından, Derviş Cemal evlatlarına 1400’lü yılların sonuna 15. Yüzyılın son çeyreğinde verilen bir icazetname, bu belge Ebu’l Vefa Dergahında Seyit Cemal Sultan evlatlarına verilmiş. Bu şunu gösteriyor; bugüne kadar bölge ocaklarının çoğunluğunun savunduğu bilgiyi ispatlıyor. Ama bu Hacı Bektaş-i Veli Dergahına bir muhalefet olarak anlaşılmasın. Farklı ikinci bir oluşum. Çünkü Erdebil Safavi Dergahı ile de ilgili, Şah İsmail Tekkesi ile de ilgili de böyle bir maksatlı yorum yapılıyor, bunlar yanlış. Hani yol mensuplarının dediği gibi, ‘er erden ayrılmaz.’ Ama yüzyıllar içerisinde oluşan ihtiyaçtan dolayı bölgesel belli inanç merkezleri, dergahların oluşması son derece önemli. Devamı Yarın...

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

NÖBETÇİ ECZANE

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 3737
 Dün : 10596
 Toplam : 20640330
 Ip No : 54.157.81.13