Siyaset 13.2.2018 08:54:00 2175 defa okundu

“Acaba bu kentin öyküleri neden hep buruk?”

Özgürlük adıyla bu kentin gençlerine ebeveynleri hiç nasihat de etmedi, yol da göstermedi. “Eliyle yapsın, boynuyla çeksin” düşüncesinin ulaştığı son noktada bakın Tunceli’nin haline… Hüsniye KARAKOYUN Yazdı...

 

Bitiyor işte. İsteseniz de istemeseniz de bitiyor. Bittiğinde çekip yolunuza giderken gösterdiğiniz refleks ise sevgiye doyumunuzun yahut hayatta aldığınız hasarın dışarı vurumu. Artık tahammülsüzlük yaşı bile aştı. Mekanı, “ne derler”i aşacak kadar umarsızlıkla bitiyor.

Kentler, içinde insan öyküleri öğüterek yol alırken, yaşamın yamacına mı iliştiğiniz, aktör-aktrist mi olduğunuz ise bir parça sizin eseriniz.

Mutsuzluk ve ya mutluluktan doğuyor iyi şiirler, hikayeler…

Her film, kitap, öykü, şiirdeki tını, ya zamanla mutluluktan mutsuzluğa ya da evlilikten ayrılığa evriliyor.

Sizin, bizim, kentlerin öyküleri vardır. Kentlerin ki ülkelerinkilerle karışınca, bir süre sonra tarih diye okuyoruz onları. Çünkü; tarih dahi aşktan beslenince okunur oluyor. Savaşın ortasında boyveren aşk öyküleridir tarihi bile sevimli (!) kılan…

Türkiye İstatistik Kurumu açıklıyor sık sık en çok boşanmaların olduğu il Tunceli diye verileri. En mutsuzda bizmişiz yine.

Kuşatılmış, şarkılara konu olmuş “Dört dağ arası”na sıkışmış üstümüzden helikopterler geçen, sürekli yanımıza ölüm düşen upuzun yıllarımız var.

40 yıl.

Dile kolay.

Bir ömrün yarısı. Belki gerçekte aslında bizim ömrümüzün tamamı. Gülmelerimizin yarım kaldığı. Ağıtları şarkı diye dinlerken, artık hüznü hayatın olağan kabulü olarak gördük.

Gençler eleştiriliyordu ya hani Tunceli’de, çabuk vazgeçiyorlar evliliklerinden diye. Artık yol gösterici olması gerekenlerde vazgeçiyor birbirinden. Son zamanlarda yaşları 60 ve üzeri insanların boşanma hikayeleri anlatılıveriyor.

İnsan bunlara bakınca, zaten hayatımızda yol göstericilerimiz yoktu, şimdi ne olacak sorularını soruyor.

Üstelik onların evlilikleri şimdinin zamane evlilikleri denilen türden, yıllarca birlikte gezmeler, aynı evde birlikte yaşamalar sonucu da gerçekleşmemiş.

İlk gençlik yıllarında, halk deyimiyle “Gözümü açtım onu gördüm” denen türden bu evliliklerde birlikte yürünülen 40 yılı aşkın zaman, onca birlikte katlanılmış kahır, yapılan ve bazıları otuzlarında-yirmisinde vs vs çocuklar…

Birlikte yaratılan onca meşakkatli bir hayatı insan neden böler, “Ben küstüm oynamıyorum” çocukluğuyla sonlandırır ki?

Kim sizin de aklınıza “Bekarlık sultanlıktır” zırvalığını soktu ki?

Hangi sultanı gördünüz ömrünü bekar tamamlayan.

Derdiniz nedir bilmiyoruz, ancak dertlendiğiniz şey neyse içinizde çözümleyin de daha fazla demlendirmeden bu ayrılıklarınızı sonlandırın.

Gazete olduğumuz için olanı bazen mecburiyetten daha çabuk duyuyoruz.

Bu tarz ayrılıkları duyduğumda hissettiğim burukluk, ‘kötü şeyler insan alışıncaya kadar kötü, sonrası iyi gelir’ sözünün bendeki korkulu yansıması.

Zaten evlenmeyen yahut geç evlenen, çocuk yapmayan, çabuk boşanan, yalnız yaşayan ve yaşlanan bir kent var. Tunceli tüm bunların üstüne bir de orta yaşın üstündeki boşanmalarla bu hasarları katmerlerse, mevcut sayılı genci-çocuğu da koruyacak tüm kalkanlar ortadan kalkar.

Hep devletin bizi bitirdiğinden dem vurulurdu.

Bakın etrafınıza buna gerek kalmadığını göreceksiniz. İlçelerin çoğunda neredeyse genç ve çocuk yok. Nüfus yaşlanıyor ve evlenenler, çocuk yapanlar olmayınca zaten kent kendi içinde bitiyor.

Doğamız, sularımız, derelerimizi koruma refleksini acaba insanlarımız bitiyor refleksiyle birleştirmenin zamanı gelmedi mi?

Bir de neden söz ettiğimi hala anlamadınız mı? Artık 60 yaş üstü boşanmalar başladı Tunceli’de…Bu tarz boşanmaları gördüğünüzde ayıpsayın ki yapanlar bu denli kolay vazgeçmesin birlikte yol almalarından.

Bunu da tuhaf bulanlar olacaktır. O zaman benimle ortak paydanız yoktur. Ben bir artı bir evleri, tek kişilik üretilen yemek fikrini de sevmiyorum. Sıkışılan o tek kişilik dünya ile bir süre sonra o kadar bütünleşir ki insan, ikinci kişiye yer açamaz hayatında.

Özgürlük adıyla bu kentin gençlerine ebeveynleri hiç nasihat de etmedi, yol da göstermedi. “Eliyle yapsın, boynuyla çeksin” düşüncesinin ulaştığı son noktada bakın Tunceli’nin haline…

Tek kişilik mutsuz bir yaşam.

                                    Hüsniye KARAKOYUN/Tunceli EMEK Gazetesi

 

***

Gazetemizi;


#İnternette: www.tunceliemek.com.tr
#Facebook’ta: Tunceli EMEK Gazetesi
#
Instagram’da: tunceliemekgazetesi
#
Twitter’da: @TunceliEMEK sayfalarından takip edebilirsiniz…

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 4285
 Dün : 13222
 Toplam : 26453776
 Ip No : 54.90.185.120