Manşet 14.8.2020 13:52:31 839 defa okundu

DEMOKRASİYİ VE ÜNİVERSİTE ÖZERKLİĞİNİ KAVRAYABİLMEK

Nesiller süren bir evre  (4) Mehmet Yılmmaz SAVAŞÇIN

Demokrasinin ve üniversitelerde akademik özgürlük kavramının özümsenebilmesini birlikte tartışmaya açtığım bu yazı dizisinde konuların iç içe yer alması biraz karmaşıklık yaratsa da, bu içiçelik kaçınılmazdır. Çünkü fizikteki bileşik kaplar seviyesi kuralı gibi bir durum. Alttan birbiri ile bağlantılı ve birkaç u şeklinde yuları uzanan bileşik kapların su ile doldurulmasında su seviyesinin tüm yukarı doğru uzanan farklı kalınlıklardaki u yükseltilerinde aynı olması olayıdır Bileşik Kaplar Kuralı. Bu iki konu da, daha üst boyutta ele alınması gereken bilinçlenme – aydınlanma sürecinin bir parçasıdırlar. Biri olmazsa öteki de olamaz. Ya da biri ne kadar yükselebilmiş ise öteki de ancak o kadar yükselir. Yine karşımıza ekmek – köfte dengesi mi çıktı?

Evet, daha önceki bölümlerde bilimsel – akademik evrimden söz ederken (Eğitim Dünya Vatandaşı Olabilmektir,  Tunceli Emek Gazetesi 11. 06. -16.06.2020) bunun aydınlanma sürecinin bir parçası olduğuna değinmiştik. Aydınlanma olayı da, esasında üst boyutsal bir kavram olarak, sanat, felsefe, hukuk, sosyal bilimler, temel ve doğa bilimleri, sanayi, politika, demokrasi ve akademik özerklik gibi birçok konunun bileşik kaplar seviyesi benzeri birlikte evrimi değil midir? Biri olmadan ötekisinin ilerlemesi düşünülemez gibi bir biraradalık. Her birinin ötekisinin önemini de kavramasının kaçınılmazlığı.

Konuya, Avrupa'nın aydınlanma tarihindeki felsefi boyutundan örnek veren uzmanlar hep Kant'ın çalışmalarından örnekler verir. Haddimi aşmayarak kısa özet ve atıf ile yetinmeliyim.

Max Planck üstat, konferanslarının bir araya toplandığı kitabında, kendisinden sonra yazılan “Bilim Felsefesi” konulu kitaplarda yazılanların çoğunu daha önceden özetlemiştir (Türkçesi; Max Planck, Modern Doğa Anlayışı ve Kuantum Teorisine Giriş. Çeviri/ Açıklama Yılmaz Öner, Alan Yayıncılık). Sözkunusu kitabında Nedenselliği (Causallity, neden sonuç ilişkileri) anlatan Planck'a göre “hiçbir şeyden yola çıkıldığında hiçbir şeye ulaşılamayacağından” rasyonalistler en yukarıda kendilerine mutlak görülen bir dayanağa, tanrıya başvurarak, nedensellik ve diğer konularda onun kendilerine yakıştırdığı özelliklerden yola çıkarlar. Gelgelelim, bu düşünürlerin en tanınanları bile (Descartes, Spinoza, Leibniz) nedenselliği farklı yorumlarlar. Yani ne kadar filozof o kadar farklı tanrı. Kuşkucu empirizmciler bile sonunda Tek-Bencilliğe saplanıp kalıyor. Onları kurtarmaya kalktığımızda ise, geriye metafizikçi bir varsayımdan başka bir şey kalmıyor. Kitabın çevirisini açıklamaları ile de zenginleştiren, ünlü teorik fizikçisi ve kuantum sonrası dönemde kendi modeli olan bilim felsefecisi Yılmaz Öner, kitaptaki bir arka notunda; “M. Planck, fizikselciliğin, yeni-pozitivizmin, mantıksal pozitivizmin, empirio-kritisizmin, Mahçılığın ve sensualizmin temelinde yatan felsefi tutumu yani tek-bencilliği aşılması zor bir saydamlıkla sergiliyor” der. Planck'a göre de bu metafizik saplantıdan kurtarıcılık görevini bilerek üstlenen ilk düşünür, kritikçiliğin kurucusu Immanuel Kant olmuştur. Çünkü Kant'a göre bilincimizde yer alan duyum izleri, bilgimizin biricik kaynağı değildirler. Akıl/us (ratio) da kendisinden bir şeyler katar.

 

Aydınlanma konusu, Kant için kişinin kendi aklıyla düşünmesidir. Kamusal alanda ise düşünce özgürlüğü, aydınlanmanın koşuludur ve bu özgürlük kişinin kendinde sahip olduğu bir özelliğidir. Kant kendi fakültesi ile diğer fakülteler (bilimler) arasındaki çatışma konusunda, eğitimin bizi düşünce özgürlüğüne ve dünya barışına taşımak için ihtiyaç duyulan şeydir. Yani “Eğitim Dünya Vatandaşı Olabilmektir” sözünün ilk sahibi ben değilim. Felsefe fakültesi, hakikat arayışında aklın ilkelerini temel alan, “insanlık” “ebedi barış” “cumhuriyet yönetimi” gibi bu ilkelere dayalı temel amaçları dile getirecek ve savunacak olan fakültedir.

 

İşte bu nedenle, Kayser Wilhelm, daha önce de belirtildiği gibi, kalem, silgi, kalemtıraş ve kâğıttan başka hiç şeye ihtiyaç duymadan, kendi evlerini de adres olarak verdikleri teorik fizik araştırmaları enstitüsü çalışanı iki genç bilim insanına (Einstein ve Max von Laue), neden çok yüklü bir para verdiğini biliyordu. Onlar o parayı kendileri harcamayacak, laboratuvar ortamında araştırma yapan, yetenekli meslektaşlarına, hazırladıkları projelerinin başarılı olabilme olasılığını da göz önünde bulundurdukları bir oranda dağıtacaklardı. Yani, yöneticilerin devre dışı kaldığı bir bilimsel hakemlik yetkisi. Bilimin işine yöneticinin karışmaması ve onu özerk bırakması olayı. Aydınlanmanın önemli bir parçası. Kayser Wilhelm, sanayinin önemini biliyordu ve bilimin bu konuda ne kadar önemli olduğunun da farkındaydı. Yani, yine bileşik kaplar seviyesi koşulunda atbaşı gibi küçük farklılıklar ile süren bir yarış.

Kant' tan yaklaşık yüz küsur yıl sonra Kayser Wilhelm ve ondan yüz küsur yıl sonra, Avrupalı Türkler. Bizim üçüncü kuşak dediğimiz, üst düzey başarılı Avrupalı Türkler, böyle bir aydınlanma evrimi sürecinden süzülmüş toplumlarda yeşerdi. Ya çok küçük yaşta oraya göç ettiler  ya da orada doğdular.

Son söz niyetine unutmadan bir hatırlatma yapayım; Çok sık tekrarladığım önemli bir konu. Üniversitelerde, akademik ortamda tabii ki kurumsal demokrasi kaçınılmaz. Anabilim Dalı olsun, Bölüm ya da Fakülte olsun bunların demokratik kurumları olmalı, her şeylerine kendileri karar vermeli, başkanlarını ve rektörlerini kendileri seçmeliler. Ama kurumsal demokrasi var diye Akademik – Bilimsel ortamda da demokrasi beklemeyin. O bilimsel beceri herkesin harcı olamaz.  Başaran, çalışıp üreten, hak eden ödülünü alır ve yükselir. Unvan falan da gerekmez hani. Yani hiç yayını olmayan altmış – yetmiş küsur profesör, hatta atanmış rektörün yeri yoktur o ortamda. Tıpkı bizim eski ahilik sistemimizde olduğu gibi. Bir üstat Ahi seçildi ve kuşağını takındı ise, o artık ömür boyu o dürüstlüğünün payesi ile yaşar.  (SÜRECEK)

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 10195
 Dün : 19910
 Toplam : 39324277
 Ip No : 18.207.106.142