Manşet 12.10.2018 08:48:39 409 defa okundu

Gönülden Yaralılar Üzerine…

Baki Senday'ın Kaleminden

 

 

Sevda ve ayrılık acısı çeken ve gönülden yaralanmış her insanın, kapanan yarasından ya izi kalır ya da bir sızı. Her seven insanın en büyük pişmanlığı, yarım bıraktığını başkası tamamladığında yaşanır. Efsane olarak gördüğümüz yaşamımızda, mutlu sona ulaşmamışsak taşa tohum ekmişizdir.

 

Bana, tek başınalık olarak yaşadığım yalnızlığımı neden sevdiğimi soran dostlarıma ‘Çünkü acıya alışana mutluluk dokunur’ diyerek, gülüp geçiyorum. Doğrusunu söylemek gerekirse, insan istenmediği yürekte gölgesini bile bırakmamalı. Çünkü en çok önemsediğiniz insan sizi göz ardı ettiğinde yüreğiniz çok acır.

 

Sevdiğiniz öyle bir dil yarası açar ki yüreğinizde, keskin bir mızrağın yarasından daha derin olur yaranız. Kaybettiğinizi bulamayınca çok büyük sandığınız bu dünyanın, aldığınız bu acıdan kaçamayınca, çok küçük olduğunu anlarsınız. Korlaşan yüreğinizdeki sevgisi, sonbaharın serinliği ve hüznü gibi dolar içinize. Bunu yaşayınca anlıyor insan.

 

Benim rüyalarım bile hep kırık kanatlı oldu. Acılarımı hep karanlık dehlizlerde saklı tutmaya çalıştım. Yaralarımı hep kendim sardım, sakladım. Mutluluk hep yarım bir gülüş oldu dudaklarımda. Oysa onunla gördüğüm düşlerim hep gökkuşağı rengindeydi. Şimdi o düşlerin yerini, vedası bile olmayan hasretler doldurdu. İlk kez bu kadar çaresizim. Hıçkırıklara boğularak ağlamak geliyor içimden ama nafile, derin yaralarımın çığlığı inanılmaz bir sessizliğe gömülmekmiş, yaşayarak öğrendim.

 

Zirvesinde kar ve dumanı eksilmeyen dağlarda dolaşıyor şimdi yüreğim, kalbim buz tutmuş. Anlamsız bir şarkı mırıldanıp duruyor dilim, nedensiz ağlayan bir çocuk gibiyim. Benim kalbim buz tutmuşken, onun yüreği üşüyor mu acaba? Giderken önüme dağları sıraladı. Sılamı vuslata vurdu. Üstüme doğmaz oldu karanlık gecelerin sabahı. Güneşten aciz kaldım. Buz tutan yüreğimin coşkun selinde boğuluyorum. Bilinmez bir derde düştüm. Öylesine bir dert ki, bin dermana bedel oldu. Bilinmeyen derdimin sevdasındaki vefasızın, bilinmez gölgesinin peşine düştüm. Gündüzleri onsuz karşılamanın ıstırabını, ancak ben bilirim. Ona gözlerimle baksam da, yüreğimle konuşurdum hep. Onun için, ben sevdamın çığlığını yüreğime gömdüm. Çünkü gerçek sevdaların ve aşkların orta yerde değil, yürekte yaşanacağını biliyorum.

 

Benim mutluluğum, aşk acısı çekenlere katık olacaksa eğer, büyük bir sevinçle onlara sunmaya hazırım. Yüreğimdeki zifiri karanlığın müsebbibi o vefasızdır. Onun deniz mavisi gözlerinde kaybolurken gördüğüm düşler, şimdi yüreğimde birer hayal kırıklığı abidesine döndü. Şimdi susarken, içten içe nasıl ağladığımı biliyor mu acaba? Onulmaz yaralarımın acılarından gömüldüğüm sessizliğin derin çığlığı, kulak zarlarını patlatmaz mı sanıyor? Elinden oyuncağı alınmış çocuk gibiyim, çaresiz ve savunmasız.

 

Büyük bir sevda ve aşk yaşadım onunla, ama yüreğim hiç bayram yaşamadı. Belki asi bir rüzgarım ama onun zülfünden bir tel dahi incitmedim. Defalarca mesnetsiz iftiralara mahkum olsam da, onun ayıbını hiç yüzüne vurmadım. Bir isyan oldu, beni kaderime tutsak etti ama yine de bir ateş olup onu yakmayı düşünmedim hiç. Sevdası acı, keder ve zindan oldu bana… Bilinmez bir dara düştüm.

 

Giderken, kaybolan kokusunda kayboldum. Akıttığı gözyaşlarında boğuldum. Yüreğinden akan kandamlası oldum. Kanayan yarasında ben de için için kanadım. Yüreğinde kapanmayan yarası oldum, biliyorum. Onsuzluğu, onun yaraladığı yüreğimle aşmak çok zor. Ben sessizliğim ve sensizliğimle içime dolan özlemini yudum, yudum içerken, o özlemle nefes almaya çalışıyorum. Sen isyan türküleri yüklenmiş bir bulut misali, üzerimden gürleyip geçtin. Bütün acılarım ayağa kalkıp isyana durdu. Yüreğimdeki çığlık cihana sığmayan bir feryada dönüştü. Yaşamak, sevilmeyi hak eden birine yaşamını harcamakmış diye biliyordum ben. Ölmek nefessiz kalmak değilse, yaşamak da sadece nefes almak olamaz elbette. Sen hep başkaları için yazılan hikâyelerle beni yargıladın ama bir gün senin de yargılanacağın bir hikâyen olur unutma!

 

Elbet bunu da aşacağım. Yüreğimin renk, renk çiçeklerle süslendiği baharlı günlerim gelecek sonunda, biliyorum. Dudaklarımdaki hüzünlü gülüşlerim son bulacak. Kırılmış kanatlarımı onaracağım. Ruhumda çiçekler boy verecek. Beni gözlerimden dinleyen, yüreğine gülüşlerimi eken, ruhumun gıdası olan bir güzellik elbette akarak gelecek bana. Şu andaki yenik çaresizliğim, bir başkasını sevmekten alıkoyamaz beni.

 

Bu hikayemizden öğrendim ki, bir erkek yaşadığı kadın kadardır. Yani hayatı, tercih ettiği kadındır. Zevkli, bilgili ve zeki bir kadınla yaşamak insana gerçek mutluluğu getiren tek anahtardır. Çok şey öğrendim, bedelini ağır ödeyerek. Ama zaten yaşamın temel yasası değil midir, bedelini ödemediğimiz hiçbir şey bizim değildir. Bir şeyi kaybetmeden başka bir şeyi kazanamayız.                                                       

 

bakisenday62@gmail.com

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 3727
 Dün : 16118
 Toplam : 26040199
 Ip No : 54.161.116.225