Hozat 22.7.2019 08:48:03 3830 defa okundu

Hozatlı bir profesörün ilham veren öyküsü

Profesör Necla Rüzgar, hayallerinin peşinden koşmuş, imkansız diye bir şeyin olmadığına meydan okumuş biri.

Rüzgar ile Hozat gibi küçük bir ilçeden Hacettepe Üniversitesi’nde akademisyenliğe uzanan öyküsünü, kadın olmayı, ressamlığı konuştuk. Prof. Rüzgar, “Dünyayı değiştiren insanların çoğu, küçücük hayatları olan, kimsenin farkında bile olmadığı insanlardır.” diyor ve yıllar önce dedesinin anlattığı masalların resmini çizdiğini aktarıyor.

 

Her başarılı kadının bir hayat hikâyesi vardır. Sizin hayat hikayeniz nasıl başladı?

Başarılı hayat hikayesi, bütün zorlukların ve badirelerin içinden, onları nasıl geçerek çıkıp geldiğinizin hikâyesidir. Kadın olduğunuzda, bu durum biraz daha zordur.  Çünkü kadın olduğunuzda “başarı” kavramı size yakıştırılmaz. En azından benim yetiştiğim dönemde böyleydi bu. Birçok meslek ve sanatsal alan erkeklere özgü görülür. Bu anlayıştan dolayı da erkekler arasında kendiliğinden bir dayanışma, hemen bir organize olma durumu vardır. Bugün, bu hayli aşılmış görünüyor ama elbette hala var.

 

Ben de, Dersimli pek çok insan gibi yoksul bir ailede doğdum. Ama tuhaftır, Hozat’ta yaşarken yoksul olduğumuzun farkında değildim. Çünkü herkes az-çok bizim gibiydi. İşsizdi, parasızdı, güvencesizdi, çaresiz hastalıklarla yaşamak “normal” bir durumdu, sanki değiştirilemez bir kaderdi... Zenginle fakir arasındaki farkları gösteren hayatlar Hozat’ta yoktu. İşte nasılsan öyle yaşamaya devam edeceksin, öyle de ölüp gideceksin gibi... Oysa insan başka bir hayatın mümkün olduğunu büyükşehirlerde fark ediyor.

 

Ben ortaokula kadar Hozat’ta okudum. Ortaokulun hemen yanında Hozat’ın küçük ve tek kütüphanesi vardı. Her gün o kütüphaneden kitaplar aldığımı, onları büyük bir heyecanla okuduğumu çok iyi hatırlıyorum. Sonra okuyabilmek için yatılı okula gitmem gerektiği söylendi. Öyleydi; okumak ve “hayatımı kurtarmak için” başka hiç bir seçeneğim yoktu. Eskişehir Sağlık Meslek Lisesine gittim. Orası yatılı bir okuldu. Evden çok uzaktaydım. Bir yıl boyunca her gün ağladım. Sonra alıştım, dört yıllık o okulu bitirip hemşire olarak göreve başladım. Artık kendi paramı kazanıyordum, aileme destek oluyordum. O noktada kalıp, hayatımı o güvenli alanda sürdürebilirdim. Ama merak içindeydim. Çocukluğumdan beri gelen bir düş vardı. Mesela, insanın istediği her şeyin resmini yapmasının nasıl bir his olduğunu merak ediyordum. Malatya’nın Arapgir ilçesinde görev yapıyordum. Haftada bir kaç gün Malatya’da bir resim kursuna gidip gelmeye başladım. Böylece İnönü Üniversitesi Resim Bölümünü kazandım. Ama öğrenmek istediğim şeylerin bu okulda olmadığını, harcadığım emeğin karşılığını alamayacağımı fark ettim. Böylece Hacettepe Üniversitesinde sınava girdim, kazandım ve baştan okumaya başladım. Yedi yıl boyunca gece nöbet tutup gündüz üniversiteye gittim. Elbette ki çok yorucuydu böyle yaşamak. Ama işte bu başka bir hayattı! Kendime o başka hayatı mümkün kılmıştım.

 

İnsanın hayatındaki talihsizlikler, hastalıklar ya da yoksulluk, yersiz yurtsuz olmak, aile desteğinden mahrum olmak yani dezavantajların tümü birer avantaja dönüşebilir. Sizin için kimse bir hayat kurmuyorsa, siz daha büyük azimle kendi hayatınızı inşa edersiniz. Çaresizlik bazen en iyi motivasyondur! 

 

Bu konuma gelirken, geçtiğiniz süreçlerin devamını da bilmek isteriz…

İnsan yaptığı her işi hakkıyla yapmaya çabalamalı. İşin kolayına kaçmadan, saygıyla, sevgiyle yapmalı. Bir amacınız varsa, o amaca küçük kestirme yollardan varamazsınız. Yürüdüğünüz yol, tahmin ettiğinizden de uzun olabilir. Oraya ulaşmak büyük bir emek gerektirebilir.  Ben daima buna inandım, bu disiplin ve inançla çalıştım. 2000 yılında Hacettepe Üniversitesi Resim Bölümünde asistan oldum. 2004 yılında Öğretim Görevlisi, 2009’da Doçent ve 2015’de Profesör oldum.

 

Başarılı olmanızdaki temel etken nedir?

Başarılı olmak, bir şeyi tamamına erdirmektir. Yani yaptığınız bir  işi sonuna kadar götürmek demektir. Ancak o zaman başarı dediğimiz şey ortaya çıkar. Başarılı olmanın temel etkeni burada gizli bence; kendinizi takip etmek, kendi yeteneğinizin ardı sıra gitmek, kendi yeteneğinizin sizi nereye götüreceğini merak etmek, ama yan yollara sapmadan, kısa vadeli başarı arzusunun tuzağına düşmeden yürümeye devam etmek...

 

Her insanın hayatında zorluklar ve badireler vardır. İnsanın işte bu “her şeye rağmen” kendine bir hayat inşa etmesi dünyadaki en heyecan verici şeydir. Bu bir bakıma insanın kendi peri masalını yaratmasıdır. Geriye doğru bakıp; “işte bu zor yolu ben kendi başıma yürüdüm. Kimsenin hakkını çalmadan, kimseye yaslanmadan, işin kolayına kaçmadan, başkasının bana bir hayat bahşetmesini beklemeden, düşsem bile tekrar ayağa kalkarak, kendimden güç alarak yaptım. Emek harcayarak, kendime inanarak, saygıyla, sevgiyle yaptım.”

 

Ve bir de büyük hikayeler küçük hayatlardan çıkar. Ben buna inanırım. Dünyayı değiştiren insanların çoğu, küçücük hayatları olan, kimsenin farkında bile olmadığı insanlardır. Bu insanların hikayesi kendimize inanmak için bir ilham kaynağı ve yol gösteren ışık gibidir.

 

Sanatınızı oluştururken neyi düşünerek yapıyorsunuz ve kim için yapıyorsunuz?

Bir sanatçının oluşumunda bir çok etken vardır. Kendi hayatından gelen etkenler, aldığı eğitimin entelektüel ve ruhsal etkileri, yaşadığı dönemin olayları, daha önemlisi yaşadığı çağda ortaya çıkan dünyayla ilgili etik sorunlar... Ben bütün bu etkenlerin karmaşık bir toplamının sanatçı üzerinde etkili olduğunu düşünüyorum. Sanat, sanatçının, el yordamıyla, karanlığı yoklayarak ortaya koyduğu bir şeydir. 

 

Üniversitede öğrenciyken, ne zaman tuvale bir fırça sürsem kulağımın içinde hocamın sesini duyardım. Ertesi gün resmi gösterdiğimde bana vereceği eleştirileri tahmin etmeye çalışırdım. Bir gün anladım ki, kendi sesimi takip etmem gerekiyor, hocamın sesinden daha gerisine, kendi sesime gitmem gerekiyor. O ses bugün hocanıza aittir. Yarın bir eleştirmene ait olacaktır. Başka gün bir izleyiciye ait olabilir. Üstelik bunun her zaman eleştiri olması da gerekmez. Yani bu sürekli övülmek de olabilir. Bazen bizi engelleyen asıl şey, övgü bile olabilir. Sanat, herkesi hatta kendimizi bile unutarak yaptığımızda sanat olur. Kafamızın içinde sürekli olarak bize neyi nasıl yapacağımızı söyleyen bir ses varsa, bizim ilk önce o sesten kurtulmamız, o sesi aşmamız gerekir.

 

Ressamlık tercihinizin nedenini biraz daha mı detaylandırsak…

Ben çocukken dedem bana masal anlatırdı. Dedem anlatır, ben zihnimde o masalın resmini çizerdim. Bugünün dünyasından, o günleri anlamak biraz zor. Akıllı telefonun, internetin, televizyonun olmadığı bir dünyaydı o. Önünüzde hazır bir görüntü yoktu, görüntüyü sizin tahayyül etmeniz gerekiyordu. Başka hayatların, başka dünyaların olduğuna ilişkin bir belirti yoktu. Bildiğimiz tek hayat da kendi hayatımızdı ve kendi hayatımıza ilişkin masallar. Ama o masallar beni bambaşka yaşamlara, bambaşka dünyalara götürüyordu. Kendimi oraya ait ve çok mutlu hissediyordum. Okul hayatım boyunca da ne zaman resim yapsam kendimi hep iyi hissettim. Tabi ki o zamanlar ressam olmak, sanatçı olmak diye bir şey olduğunu bilmiyordum, bunun bir okulu olduğunu da hiç duymamıştım. Örnek alacağım hiç kimse de yoktu çevremde. Ama Coelho’nun da dediği gibi; ‘eğer bir şeyi gerçekten istiyorsak tüm evren o şeyin gerçekleşmesi için işbirliği yapar.’ Yeter ki biz kendi kişisel masalımızı yaratmanın peşine düşelim.

 

İnsanların bu dönemde sanata olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Sanat; insanın insana hayranlığıdır. Bir sanat eserine bakarken, bizim görmediğimiz bir dünyayı gören, hissedip anlatamadığımız düşünceleri anlatabilen bir düşünme biçimine, bunu yapabilen o insana hayran oluruz. Bu sihir gibidir. Bir film izleriz, bir kitap okuruz, bir resim görürüz ve hayata bakma biçimimiz değişir. Hayata bakma biçimimizin değişmesiyle birlikte, beklentilerimiz değişir, hayallerimiz değişir... Sanatın bu güce sahip olduğunu kavramak çok önemlidir. Müzeleri ziyaret etmek için ülke ülke, şehir şehir gezen insanlar vardır. Benim hayatımda gördüğüm en uzun insan kuyruğu müzelerin önündeki kuyruklar olmuştur. İnsanların sanat eserlerini görmek için metrelerce, kilometrelerce uzunluktaki kuyrukta sabırla bekleyişini görmek her zaman inanılmazdır. Sanat hiçbir zaman değer kaybetmez.

 

Başarılı olmak yorucu bir iş midir peki?

Evet, bence yorucudur. Çünkü ‘başarı’ bir işi her zaman en iyi şekilde yapmaya çabalamaktır. Başarı sürekliliktir, uzun yıllar aynı seviyede kalabilmektir. Bazıları başarı hayalleri kurarken, diğerleri uyanır ve çalışır. Tabi biz ‘başarılı’ bir insanın sadece geldiği noktayı yani başarılı olmuş halini görürüz. Oysa o noktaya gelinceye kadar yaşanan başarısızlıkları, hayal kırıklıklarını, harcanan emeği, yorgunluğu, riskleri, zorlukları veya engellemeleri pek bilmeyiz, görmeyiz...

 

Sizin için mesleğiniz ne ifade ediyor?

Konfüçyüs’ün bir sözü vardır. Der ki; ‘sevdiğiniz işi yaparsanız, bir gün bile çalışmış sayılmazsınız.’ Bu söz benim mesleğimle ilişkimi çok güzel anlatıyor. Yani benim için ‘işim ve hayatımın geri kalan kısmı’ diye bir ayrım yok, her şey iç içe geçmiş durumda. Çünkü Akademisyen olmak da sanatçı olmak da insanın bütün zamanını kaplar, belirli bir mesai saati yoktur. Mesela ders verip eve geldiğimde benim hocalığım sona ermez. O saatten sonra makale yazmaya, sempozyuma hazırlanmaya, danışmanlık yaptığım öğrencilerin tezlerini okumaya başlarım. Bu akademik çalışmaların hepsi sürekli düşünmeyi, araştırmayı, dünyada bizim alanımızda olan bitenleri takip etmeyi gerektirir. Bu çalışmalardan geriye kalan bütün zamanımı da atölyede resim ve heykel yaparak geçiririm. Mesleğim ve yaşama biçimim aynı yumaktan çözülüyor.

 

Necla Rüzgar

Söyleşi/2019

 

Necla Rüzgar Biyografisi

Tunceli’nin Hozat ilçesi doğumlu olan Necla Rüzgar, Sanatta Yeterlilik derecesini 2004 yılında, Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü'nden aldı. Bir yandan aynı bölümde Profesör olarak görev yaparken, diğer yandan resim ve heykeller üretti.

Rüzgar, yurtdışında aralarında Atina, Berlin, Zürih, İskenderiye ve Seul’un bulunduğu kentlerde sergiler gerçekleştirdi. Eserleri Akademi der Künste, Berlin’de ve National Museum of Contemporary Art Bükreş’te sergilendi.

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 4119
 Dün : 15795
 Toplam : 31308959
 Ip No : 18.205.109.82