Hozat 8.5.2019 13:46:00 6685 defa okundu

Oda Değil Sanki Şahintepesi

Hüsniye Karakoyun Tunceli'deki bir meslek odasında yaşananlar, yayınladıkları akla ziyan açıklama, kaos ve kasvet üzerinden bir makale kaleme aldı. Brezilya dizileri gibi 4-6 kişiyle süren bu kasvet ve kaosa dair ilginç tespitlerde bulunan Karakoyun'un makalesinde Tunceli'deki durum da irdeleniyor. Tunceli EMEK Gazetesinden Hüsniye Karakoyun yazdı...

 

Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası’nın seçilen yönetimi henüz bir yılını doldurmadan, kaos ve kasvetle yol alır hale geldi. 2004 yılında kuruldu bu gazete. O dönemde odaya evrak götüren kardeşime, kadın personelden biri bir şeyler anlatıyor ama henüz ticarete yeni atılmış birine kavram karmaşası gibi gelen bu durum sonrası, “siz gelin diğer odadaki (diğer kadın çalışanı kastediyorum) arkadaşa anlatın” diyorum.

Cevap: Ben onunla konuşmuyorum.

Yıl 2004-yıl 2019. Üzerinden geçen 15 yılı aşkın sürede, odadaki bu “konuşmuyorum” seremonisi hiç değişmedi.

Oysa, esnaf bağlı olduğu meslek odasına aidat ödüyor. Hatta TSO üyeleri hem aidat hem de kestikleri faturalardan binde beşini yine odaya ödüyor. Tunceli Ticaret ve Sanayi Odası, 2004-2019 yılları arasında gazeteden kaynaklı ve de üyesiyken gördüm ki, üyesine katkısı olmayan bir oda.

2004 yılından bu yana 4 oda başkanı ve yönetim gördü bu oda. O gün tanık olduğumuz o küslük durumu, ne tuhaftır ki hiç değişmedi. Geçtiğimiz günlerde o kadın çalışanlardan biri beni arıyor ve yaşadığı sorunlardan ötürü kısmi felç geçirdiğini, ağzının yana kaydığını söylüyor ve İşkur’un İşbaşı Eğitim Programı kapsamında başlatılan ikram ve temizlik işlerine bakan genç kızı kastederek “Geldi ortalığı karıştırdı. Siz bilmezsiniz nasıl bir yılandır o” diyor.

2004’te benim tanık olduğum, evveliyatı belki benim tanık olduğumdan da önce olan bu durumu, o genç kadına mal etmek haksızlık. O bu durumun müsebbibi değil, en fazla içine geldiği bu kaosun bir ucundan tutuvermiştir.

Sonra öğreniyoruz ki, odada çalışan personelden Başkan Açıkgöz’ün masasına kağıt fırlatandan tutun da bağrış-çağrışa kadar olaylar yaşanmış.

Ardından da Yönetim Kurulu Üyesi Sayın Erdal Güntaş’ın istifası geldi zaten.

Daha odadaki bu dumanı tüten olaylar silsilesinin birinci perdesi kapanmadan, öğreniyoruz ki Ticaret ve Sanayi Odasında biri Meclis Üyesi, diğeri kadın meclisinde görevli iki kadına tehdit mektupları gelmiş. İçinde hakaret olduğu da iddia ediliyor.

İşte tam da bu noktada başlıyor komedinin ikinci perdesi.

TSO Yönetim Kurulu ve Meclis Üyeleri imzasıyla basın yayın organlarına bir açıklama gönderilmiş.

Yazıyı okuduğunuzda içiniz acır. Düşünün bir grup iş insanını seçmiş, ticaret ve sanayicinin hakları konusunda inisiyatif alsın diye yetki vermişsiniz.

Komediye bakın ki, bir yıldır hiçbir atraksiyonu olmayan, iki grubun seçimlerde yarıştığı odada iki gruptan da üyelerin olduğu yönetim ve meclis üyelerinin birbirleriyle ve yönetime karşı tavırları Tunceli gibi avuç içi kadar yerde ayyuka çıkmışken, açıklamada “Biz bir aileyiz” denilmiş. “Odamız yönetim ve meclis üyeleri, çirkin, ahlaksız ve gerçeği yansıtmayan söylemlerle yıpratılmak istenmektedir…” cümlesiyle başlayan açıklamanın devamında, TSO köklü bir Sivil Toplum Kuruluşudur vurgusu yapılmış ve “Yönetimimizde bulunan her bireyin bir anne, bir eş, bir baba, bir evlat olduğunu ve bizim burada bir aile olduğumuzu unutanlara bunu en sert şekilde hatırlatacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.” ifadeleriyle sonlandırılmış açıklama.

Allahım sana geliyorum…(!)

Bu nasıl bir ailedir ki bir türlü huzur bulamadınız?

Gerçi aile var aile var. Ama bilmelisiniz ki bu aile vurgusu çok yapay olmuş. Şayet birbirine bağlı aile kavramı niyetiyle kaleme alındıysa.

Sizler işverensiniz. İnsan istihdam ediyorsunuz. Saygınlığınız var ki, bir göreve talip oldunuz ve seçtik sizleri. Bu nasıl bir komedidir? Böyle bir açıklama hangi aklı evvelin işi? Kendinizi bu kadar itibarsızlaştıran, mahalle ağzı söylemle kaleme alınmış bu cümleleri nasıl yayarsınız?

Siz ne için ordasınız? 6 personeli yönetemezken, 700 küsur sanayici ve işvereni mi yöneteceksiniz?

Oda seçimlerinde oy istemek için bizi ziyarete gelen gruplara sormuştum; “var mı bize sunacağınız bir projeniz? Seçildiğinizde bir stratejik yol haritası var mı, yapacaklarınızı bizim de bileceğimiz.”

Şu anda kazanan grupta olup kendi grubunda kazanamayan biri ısrarla geçmiş yönetimde de olduğu için, “bizim yapacaklarımız ortada” demişti. Ortada olanın ne olduğunu sorduğumda da TOBB’un Tunceli’de yaptırdığı Yusuf Cengiz zamanındaki kız yurdunu söylemişti. Başlayıp bitirilen proje gelecek taahhüdü olamayacağına göre, sonrası boştu anlaşılan ki, bir şey diyemedi.

Şimdi uzun zamandır biten bu yurt binası sözümona Tunceli İl Milli Eğitim Müdürlüğüne verildi. İnsan akıbetini araştırmaz mı?

Para sizin değil, EMEK sizin değil. Bari bu kentte Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin yaptırdığı yurt binasının faaliyete geçmesi konusunda inisiyatif alın. Sorun MEM’e, “Bu yurt neden hala faaliyete geçmedi?” diye.

İşverenlerle toplantı yapın. Hem birbirlerini tanısın insanlar hem de Haziran ayında yapılacak Dünya Rafting Şampiyonasında “Ne yapabiliriz”i konuşalım.

Bu kentin valisi ve belediye başkanını bir araya getirecek bir toplantı talep edelim.

Sadece Vali Sayın Tuncay Sonel’in omzunda yürüyecek bir organizasyon mu olacak bu şampiyona, yoksa “Biz ne yapabiliriz?” diyerek görev dağılımı için mülki ve siyasi yöneticilerin yanısıra, tüm STK’ler, siyasi partiler, meslek odaları, işinsanları, ev kadını, aşçı, çöpçü, hırdavatçı, ayakkabı boyacısı…kısaca hepimizin heyecan ve şevkle katkı sunacağı bir organizasyon mu?

“Biz ne yapabiliriz ki?” diyen bir Ticaret ve Sanayi Odası mı olurmuş?

Artık silkinin de kendinize gelin. Çok şey yapabilirsiniz çok.

Bir yılda ortaya bir şey koymadınız, bari odadaki bu komediye bir son vererek atağa geçin artık.

Öte yandan, toplantı yapın da bir araya getirin bu işverenleri.

“Odanın parası yok” diye bir savunmaya girmeyin. Orası işverenlerin üye olduğu bir oda. Herkes yediği yemeğin parasını pekalada ödeyebilir. Toplansın işverenler bir araya, kendi işletmesini, ne sattığını anlatsın. 3-5 dakika gibi sınırlandırılsın bu konuşmalar. Böylece, dışarıya sürekli malzeme almaya giden işverenler önce birbirlerinin ne sattığını bilsin. Tanısın birbirlerini. Sevecekse de sevmeyecekse de önce tanısınlar birbirini. Çünkü; çoğu birbirini tanımadan sevmiyor. Oysa tanıdığınız insanı seversiniz yahut sevmezsiniz. İşte siz bunu sağlayın.

Akşama kadar kendi işletmesine tıkılıp kalmak ticaret değil, bekçiliktir.

Malın bekçiliğine soyunan hiç kimse, ne mutlu eder ne de üretir.

Tercihinizi yapın, ona göre zaman kaybettirmeyin.

Yıl olmuş 2019. Dünya genelinden Şili, Amerika, Bulgaristan, Costa Rica, Brezilya, Küba, Yunanistan…kısaca Avrupa, Amerika kıtası da dahil çok sayıda ülkeden sporcuların, insanların gelmeyi planladığı Tunceli’de, bu dev organizasyona günler kalmış, sizin yazdıklarınıza bakın.

Edep yahu. Dünya uzaya gitmenin hazırlığında, bizimkiler dereden taş toplayıp yan komşuya nasıl atarımın derdinde.

Pes…Tek kelimeyle PES…

Sizi bu komik hale kim düşürdü Allah aşkına?

 

***

Sıradaki yazı:

“Kim gönderdiyse gelip alsın bunu geri”

Tunceli’deki bir kurum müdürü…Öyle bir kurum ki; bir müdür bir memur…İşleyişi, müdürün hızlı yükselişi, Munzur Üniversitesi’nden bir akademisyen, Rektör Prof. Dr. Ubeyde İpek, İŞKUR, Vali ve bilimum bir grup ahaliye yer vereceğim yazıyı da mutlaka okumalısınız.

Nerde mi?

Elbette www.tunceliemek.com.tr adresi ile Tunceli EMEK Gazetesinde ve sosyal medya hesaplarımızda…

Beklediğinize değecek…

Emin olun.

Hüsniye KARAKOYUN/Tunceli EMEK Gazetesi

Yorumlar

Ad-Soyad
E-Mail
Yorum
Tüm Yorumlar
Tüm Yorumlar


SİZİ TANITALIM

Bilgilerinizi girerek, Dersimli Esnaf ağına dahil olabilirsiniz!

Aşağıdaki bağlantıya tıklayarak, ilgili sayfaya ulaşabilirsiniz.

BURAYA TIKLAYINIZ

DERSİMLİ ESNAFLARIMIZ

Burçlar

Günlük falınızı Okuyun

Astroloji.org 'un desteğiyle

HAVA DURUMU

ZİYARETÇİ İSTATİSTİKLERİ

 Bugün : 7685
 Dün : 17287
 Toplam : 30131714
 Ip No : 54.92.148.165