Alzheimer nedir? Alzheimer bulaşıcı mıdır?

Alzheimer hastalığı, genellikle orta ve ileri yaşlarda ortaya çıkan, özellikle bellek kaybıyla karakterize olan bir nörodejeneratif hastalıktır. Hastalık genellikle yavaş ilerler ve zamanla bilişsel fonksiyonlarda (bellek, düşünme, dil, karar verme yetenekleri) ciddi kayıplara neden olabilir. Alzheimer, yaşlılık dönemine özgü bir durum değildir, ancak genellikle 65 yaş üstü bireylerde daha sık görülür.

Alzheimer hastalığının belirtileri şunları içerebilir:

Bellek Kaybı: İlk belirtiler genellikle kısa vadeli bellek kaybıdır. İnsanlar sık sık yeni bilgileri hatırlamakta zorlanabilirler.

Dil Sorunları: Konuşma ve yazma yeteneklerinde azalma görülebilir. Kelimelerin unutulması veya yanlış kullanılması sık rastlanan durumlardır.

Zaman ve Mekan Kavramı Kaybı: Alzheimer hastaları sıklıkla zamanı ve mekanı karıştırabilirler. Bulundukları yerin, günün veya yılın farkında olmada sorun yaşayabilirler.

Karar Verme Yeteneğinde Azalma: Alzheimer hastaları, günlük kararlar konusunda zorlanabilirler. Basit görevleri yerine getirme yetenekleri azalabilir.

Kişilik ve Davranış Değişiklikleri: Alzheimer hastalığı ilerledikçe, bireylerin kişilikleri ve davranışları da değişebilir. Bu değişiklikler arasında agresiflik, çekingenlik veya sosyal çekilme yer alabilir.

Alzheimer hastalığı bulaşıcı değildir. Bu hastalık genetik yatkınlığın, yaş faktörünün ve çeşitli çevresel etkenlerin bir kombinasyonuyla ilişkilidir. Alzheimer, kişiden kişiye doğrudan bulaşabilen bir hastalık değildir. Ancak genetik faktörlerin rol oynayabileceği düşünülmektedir. Ailesinde Alzheimer öyküsü olan bireylerin, genetik yatkınlık nedeniyle daha yüksek risk altında olabileceği belirtilmiştir.

Bunun yanı sıra bilim insanlarının araştırmaları, alzheimerın insanlar arasında yayılabileceğini ortaya koydu.

Uzmanlar, en az beş kişinin artık yasaklanmış olan hormon tedavilerinden hafıza zedeleyici hastalığa 'yakalandığına' dair kanıtlar buldu. Hastalar, çocukken zehirli amiloid-beta protein 'tohumları' ya da prionlarla dolu büyüme hormonları enjekte edilen 1.848 kişi arasındaydı.

Beşi de demans hastalığının aynı nadir görülen erken başlangıçlı formuna yakalandı. Aynı tedaviyi gören diğerlerinin de artık 'risk altında' olduğu düşünülüyor.

1958 ve 1985 yılları arasında İngiltere ve ABD'de anormal derecede kısa boylu çocuklara, büyümelerini teşvik etmek amacıyla kadavralardan alınan hormonlar verildi.

Bu teknik daha sonra yasaklandı ve bazı grupların Creutzfeldt-Jakob hastalığı (CJD) adı verilen ölümcül ve tedavi edilemez bir beyin hastalığına yol açan prionlarla kontamine olduğu ortaya çıktıktan sonra doktorlar bunun yerine sentetik hormonlar kullandı. CJD'nin kendisi 'deli dana' hastalığıyla yakından ilişkili olarak biliniyor.

Akademisyenler şimdi, beyinde birikerek nöronları öldüren prionlar hastane sterilizasyon yöntemlerinden kurtulabildiği için diğer tıbbi ve cerrahi prosedürlerin alzheimerı yayma riski taşıyabileceğine inanıyor.

Yetkililer, prionlar beyinde biriktikçe, beyinde plak birikintilerinin ortaya çıkabileceğini söylerken nöronların içinde ve çevresinde anormal protein birikiminin Alzheimer'a neden olduğu düşünülmekte.

University College London'dan Profesör John Collinge, gelecekte kazara bulaşmayı önlemek için harekete geçilmesi gerektiğini söyledi. Collinge, "Bu hastalara, hastalıkla ilişkili proteinlerle kontamine olduğu bilinen materyallerin enjekte edilmesini içeren özel ve uzun süredir durdurulmuş bir tıbbi tedavi uygulanmıştır" dedi.

Alzheimer'ın daha önce iki şekilde ortaya çıktığına inanılıyordu: 65 yaşın üzerindeki binlerce insanın yaşadığı ve en yaygın olan 'sporadik' varyant ve ailelerde görülen genetik erken başlangıçlı tip.

ÜÇÜNCÜ VARYANT VAR

UCL bilim insanları şimdi diğerlerinden biraz farklı ve çok nadir görülen, bir kişiden diğerine geçebilen üçüncü bir varyant tespit ettiklerini söylüyorlar. Enfekte büyüme hormonu partileri Sağlık Bakanlığı arşivinde kurutulmuş toz olarak saklanıyordu.

UCL bilim insanlarının onlarca yıllık tozu fareler üzerinde test etmelerine izin verildi ve Alzheimer'a neden olan proteinlerin üretimini tetiklediği görüldü. Ancak Profesör Collinge, risk altındaki grubun son derece küçük olduğunu ve belirli beyin cerrahisi prosedürleri geçirmiş, doku nakli veya organ bağışı yapmış hastalardan oluştuğunu söyledi.

Collinge, "Dışarıda bir risk grubu var. Enfekte büyüme hormonu verilenlerin hepsi yıllar önce CJD geliştirme riski altında oldukları konusunda bilgilendirilmiştir. Şimdi de Alzheimer'a yakalanma riskleri var. Ancak bu riskleri şu anda ölçmek mümkün değil" dedi.

30 Oca 2024 - 13:48 - Sağlık

Mahreç  Haber Merkezi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.