Senden önce ellerindeki kırışıklıklarla tanıştım

Senden önce ellerindeki kırışıklıklarla tanıştım ben. Saçlarımı okşadığından değil. Tarlaya tohum atarken. Bakır tastan ayran içerken. Yoğurda ekmek doğrayıp yerken. En çok da ince belli bardaktan çay içerken gördüm onları. Hep merak ederdim, acaba kaç kırışıklık var diye. Saymaya başlardım ama hiç bitiremezdim. Her gün çoğalırdı sanki. Ya da bende ki sayılar çok sınırlıydı henüz. Senden önce heybetin girer otururdu bacanın yanında ki kürsüye ( Tahta tabure ).

Ya sen çok az gülerdin ya da güldüğün yerlerde ben olmazdım. Ama binde bir gördüğüm gülüşünde, dudaklarının kıvrımlarını saran kırışıklıklar dünyanın en güzel nehirine dönerdi. O an dursun isterdim zaman. Sen gülmüşsün ya, ben görmüşüm ya, "dursun akmasın hiçbir şey" derdim. Bacada yanan ateşin çıkardığı ses bile tebessüm ederdi. Göz kırpardı alevler bana.

Harman yolunun sağında ki ceviz ağacına "tıpkı dedem gibi" derdim. Ama dalları nenemin kollarıydı. Çünkü bilirdi gövdesindekileri sarmayı.

Ağıt yakardı geceleri. Sen duyar mıydın bilmiyorum. O ağıt zaten senin içindeydi. Ama ben ağladığını bilirdim o ceviz ağacının. Çünkü çocuktum. Karanlık çöktü mü köyün üstüne, güneş bir daha doğmaz sanırdı o da, tıpkı ben gibi. Karanlık çöktü mü, yine külleşen yaralar harlanacak bilirdi. Gidenler daha çok özlenecekti çünkü. Taşlar ağlayacaktı.

Sabah henüz güneş doğmamışken, ilk o ceviz ağacı seslenirdi köye.

"Gelin girin koynuma" derdi bize, bana. Bütün korkularımı yerle bir ederdim, o yıllanmış, heybetli dallarında akrobatlık yaparken.

Senin sesin bazen oyunlarımın katili olsa da hep güvende olduğumun yankısıydı. Çünkü taştan yaptığın evimizin, bahçemizin, altında koşuşturduğum ağaçlarımızın, ağzımdan çıkan "köyüm" kelimesinin yaratıcısıydın.

Toz pembe değildi seninle zaman biliyorum. Sevmelerin "kena mı" kelimesiyle sınırlıydı. Arada bir bana bakarken hafiften tebessüm eder gibi kıvrılan dudağını görünce anlardım. O an gözlerine bakardım. Gözlerin hüzünle bakardı. Çünkü dudağına akıtmak isterdi söylemekten korktuğun, saklı kalmış bütün cümleleri. Ama ben bilirdim. O cümleler çıkmaz ağzından.

Neden sevmekten bu kadar çok korktunuz dede?

Bedeninize dayanan süngü ucunu da gördünüz. Anneye doymadan anneyi, babaya doymadan babayı kaybettiniz çoğunuz. En çok siz bilirdiniz doyamadan yitirmeleri. Neden sevgiliye sevdam demekten korktunuz? Neden evladın saçlarını okşamaktan hep kaçtınız? Neden "torun" deyip sarılıp, öpmek yerine, hep birkaç cümlenin ardına saklandınız. "Ailem için canımı veririm". Verme canını, canından öptüğüm. Saçlarımdan okşa.

"Ailem için dünyayı yakarım". Yakma dünyayı. Bırak yakanlar çok zaten. Çocukluğumdan sev.

O canından can olan yüzünden, sana "ulu çınarım" dedirten kırışıklıklarından öpebildiğim zaman artık, asla doya doya sarılıp öpebileceğim kadar bir ömrünün olmadığını biliyordum.

Sen çocuklaştın, ben büyüdüm. Sevilmeye muhtaç duygularından öptükçe, öyle mutlu oldun ki, dudaklarında ki tebessümler çocukluğum oldu. Ben böyle de mutluydum. Çünkü sen gülünce, köyümde koşan çocukluğum güldü.

Çok şey alıp götürdü benden gidişin. "Köyüm" kelimesinin anlamı yarım artık. Önce Nenem gitti. Heybesinde binbir kırık hikâye. Sevgiye muhtaç bir şiir gibi göçüp gitti. Şair öpmezse eğer yazdığı şiiri dizelerinden, imgelerin saçları okşanmazsa, yetim kalır anlamlar.

Sen bir kez bile gülerek bakmadın Neneme. Biliyordum içinde sevilmeye muhtaç çocuk da yetimdi oysa.

Ben senden kalan yetim yanımla, yetim kalmış yanına sevda olmak istedim. Ama çok geçti artık.

O ceviz ağacı kesildiğinde çok ağlamıştı içimdeki çocuk. Çünkü biliyordu o , köyümüzü değerli kılan her şey, bir bir toprağın koynuna girecekti artık...

A.Dersim GÜLER

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Dersim Güler - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

01

Ali Ekber, Almanyadan - Hocam Selam ,yorumdan ziyade yazdiklariniz dile getirmeye calistiginiz benim bir yasam hikayesidir..ahh nerde O das budak salmis Insani kucakliyan besliyen ,nefes almayi sagliyan asirlik Ceviz agaclari..ve zaman zaman Köy kavgalarinda kimilerine super olmus O asirlik agaclar nerede ,kesip ,yok edildiler Sagilarimlan

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 28 Kasım 12:06