Derman aradım derdime…

Derdim bana dermanmış…

Niyazi Mısri Hz.

Hayatımı sağa sola dağıttığım geçmişime bakıyorum. Yaptığım şeyi iyilik çatısı altına sığdırıp kendimden esirgeyerek birilerine sunduklarıma bakarken sorguluyorum. Kendime zalim davranarak eksilttiğim şeyleri hatırlayınca içimde derinlerde bir yerler sızlıyor. Çünkü iyi insan-arkadaş iyi aile olmanın böyle bir şey olmadığını anlıyorum. En sevdiklerimle ilişkilerimle deneyimleyerek öğrendim-öğreniyorum.

Sanırım kırk beş yaşıma yol aldığım bu zamanlarda muhakeme dosyam oldukça kabarık.

Dün pek çok sevdiğim biri bana; sırça köşkümden pek çıkmıyorum demişti. “ Bazen iyidir sırça köşk, kendinle hesaplaşmalarına, içine dönmene bir yolculuktur” dedim.”

Olduğum hal, durduğum yer beni bana yakınlaştırdı. Ama bir yanım da “içimdeki bu çocuktan, bedenlendiğim bu kadından ne kadar özür dilesemazdır” diye oradan bakıyor. O zaman bu sesli sözcükler O’na gelsin diyorum.

Bu hayatta var olma çabası içindeyken BEN ile BENCİL olmak arasında ki o ince çizgiyi hiç anlamadığımı gördüm. Hepimiz-herkes iyi olsun diye çırpınırken Ben’lik çizgimin dışına savrularak kaybolduğum yaşam öyküme buradan bakınca artık daha anlamlı geliyor. Bir de öz benlik diye bir kavram olduğunu haykırıyor. Kendime veremediğim şefkati-sevgiyi başkasından beklemenin anlamsızlığı çarpıyor yüzüme.

Şimdi elimde değer biçemediğim, sağa sola savurarak tamamlamaya çalıştığım nur topu gibi bir DÜN’üm var. Kalan kırıntılarla o yaşamın içinde, derman olan derdime bakıyorum. Sanki yeni tanıştığım birini anlamaya çalışıyormuşum gibi... Cesaretim bana sorgu odalarında utancın yeri olmadığını hatırlatıyor. Kalbim didik didik ettiği geçmişe bakarken umut göğsümün ortasında çadır kurmuş. Mescidin anlamı; boyun eğmek-se! İnsan evladı başını secdeye koyarken kalbinin yukarda kalması bize; kibrimize boyun eğmeyi ifade ediyorsa! Benim de kibrimi bir kenara bırakıp boyun eğme zamanım artık geldi. Çünkü bu da bir çeşit kibir ya da ego’ydu. Ölçüleri kaçırdığım her şey bana yeni bir öykü konusu yarattı. Ve bu hikayem, gelecek zamanımın geçen zamanın tohumlarından filizlendiğini fısıldıyor. Ama canım yanmıyor da değil…

Ve…bana emek verip kıymetini bilmediklerim varsa, mutlaka vardır. Yürekten özür diliyorum. Ama kendini öyle sananlar değil, gerçekten hak edenler. Çünkü ikisi arasındaki ince çizgiyi bana çok iyi öğrettiler… Teşekkür ederim geçmişim ve o’na şekil veren herkes. “ İlahi ve ebedi-ezeli olana selam olsun.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar EvRim Karakoyun - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni seçilen belediye başkanları sizce ne tür çalışmalara öncelik vermeli?