YENİ BİR DİN…

Yeni bir din olur mu? Oluyormuş. İsmi de 2012’de İsveç hükümeti tarafından resmi bir din olarak kabul edilen “Kopimizm”

İsveç’te 2006 yılında kurulan, 2009 Avrupa Parlamentosu seçiminde yüzde 7 oy alarak iki üyelik kazanan Korsan Partisi, bu dinin siyasi alandaki temsilcisi olup, internette veri paylaşımını devlete Kopimizm adında bir “din” olarak kabul ettirdiler. Merak edip araştırınca Kopimizmin, İsveç’te, hükümet tarafından resmi olarak tanınan bir din olduğunu öğrendim. Bu bilgilere göre, İsveç’te gerekli prosedürler yerine getirdikten sonra dini inanç başvurusunda bulunabiliyor ve İsveç kanunlarına göre, resmi bir din olarak tanınmak için ibadet ya da meditasyon gibi ritüelleri olan bir kuruluş olmanız gerekiyor.

Ancak, bunun ne kadar ruhani ne kadar dijital ne kadar siyasi bir olgu olduğu ayrı bir konu.

Ne olduğuna gelince, bu din, dosya paylaşım dini. İnternet üzerinden dosya indirmek ya da dosya yüklemek onlar için ibadet.

Kopimizm dini, İsveç’te telif olgusuna karşı çıkan, bilginin kopyalanmasını destekleyen, kendi ifadelerine göre üç bin kişinin benimsemiş olduğu bir “din”

Kopimizm adı da İngilizce’deki “Copy me” (Kopyala Beni) ifadesinden geliyor. Dinin temel amacı, kanun baskısı olmadan her türlü bilginin paylaşılması ve çoğaltılması gerektiği fikrini yaymak.

Bu dinin “ruhani lideri” felsefe öğrenimi görmüş 35 yaşında. Kopimizmin kurucusu konumundaki Isak Gerson’a göre, bilgi evrenseldir ve kimseye ait değildir. Esas olarak bilginin kutsal olduğunu ve bu sebeple bilgi paylaşımının da kutsal olması gerektiğini savunan Gerson, herhangi bir telif hakkı veya marka olmadan bilginin kopyalanarak paylaşılması gerektiğini savunuyor.

Kopimistlerin web sitesini açtığınızda sadece temel birkaç bilgiyi açıklayan sayfalarla karşılaşıyorsunuz. Buradaki bilgilere göre, Kopimizm şunları savunuyor:

a) Bilgi herkes için

b) Bilgiyi aramak kutsaldır

c) Bilginin dolaşımı kutsaldır

d) Kopyalama eylemi kutsaldır.

Bir ilahı/tanrısı olmayan Kopimizmde dini tören olarak ne yapıyorlar sorusuna gelince, cevap basit; Bilgi kopyalıyorlar. O nedenle de bilgisayar klavyesinde kopyala ve yapıştır işlemleri için kullandıkları kutsal sembolleri (Ctrl+C)(kopyala) ile (Ctrl+V)(yapıştır). Bu tuşlar, dini törenin birer parçası. Bu semboller, kopyalamayı temsil ve teşvik ediyor.

Dini liderlerinin yaşı baz alındığında çoğunlukla dijital yerlilerin favorisi olacağa benzeyen kopimizmin ancak dijital göçmenlerin anımsayabileceği tuş ikilisini kullanmaları ilginç.

Tanrısı olmayan Kopimizmin, ölümden sonraki yaşam konusuna yaklaşımları da merak konusu. Gerson, kopimizm dininin insanoğlu ile pek ilgilenmediğini, asıl ilgi alanlarının bilgi olduğunu ifade ediyor. Dijital bir ölüm sonrası yaşam olabilir mi diye sorulduğunda ise, bilginin ölümsüz olduğunu ancak, unutulma potansiyeli olduğu için bilgiyi kopyalayarak unutulmasını engellemeye çalıştıklarını söylüyor. Bu açıklama, ölümlü olduğunun bilincindeki yegane canlı olan insanın, ölümlülüğe karşı geliştirmiş olduğu gündelik yaşamındaki eylemlerinin yansıması olarak da değerlendirilebilir. Unutulmayı önlemek, öldükten sonra da varlığını sürdürmek. İnsanoğlu, en temelde bunu kendi soyunu sürdürerek başarmaya çalışıyor. Kendi kişisel vizyonuna göre bu “eylemi” kalıcı eserler bırakmaya kadar götürebiliyor (bilimsel buluşlar yapıyor, sanat eserleri üretiyor, adını verdiği kalıcı binalar dikiyor, vb). Dijital yerliler de bunu dijital kültüre uyarlıyor. Dijital kültürün yapı taşı olan bitlerin, (byteların) insanoğlunun algılayabileceği hale getirilmiş formu olan “bilgi”yi kopyalayarak çoğaltıyorlar. Bilginin çoğaltılmasının tek yolu ondan bir örnek kopyalar oluşturmak değil elbette. Bilgi (yeniden) üretilerek de çoğaltılabilir. Ancak o zamana kadar boş oturmak yerine, olanı kopyalamak da çözümün bir parçası.

Gerson, daha fazla insanın daha fazla bilgiyi kopyalamasını ve mülkiyet kanunlarının değiştiğini görmeyi umduğunu, böylece kopyalama ve paylaşımın her zaman legal olacağını ifade ediyor. İnternete koyduğunuz bilgilerin kopyalanmasını istediğinizi ifade eden, bir piramit sembolünün içinde yer alan K harfi ile belirtilen “kopimi” adında bir logosu var.

Web sayfalarında ayinlerini düzenleyen grup, bazen kiliselerinde de buluşabiliyor.

Her ne kadar illegal aktivitelere bulaşmayacaklarını söyleseler de, internet sitelerinde kendilerini “korsanlar” olarak tanıtıyorlar.

İnternet üzerinden bağış toplamayı düşünmediklerini, çünkü dinlerinin maliyetinin olmadığını ve bu durumu sürdüreceklerini ifade ediyorlar. Telif haklarının problemli bir uygulama olduğunu, bu nedenle, her türlü dosya paylaşımının serbest olması gerektiğini savunuyorlar. Telif hakkı ile ilgili kanunların fazlasıyla sorunlu olduğuna ya da hiç değilse sil baştan yazılması gerektiğine inanıyorlar ve bu kanunların çoğundan kurtulmamız gerektiğini söylüyorlar.

Dosya paylaşım sevgisinin neden bir din olması gerektiğini sorulduğunda Gerson’dan şöyle bir açıklama geliyor.

“Sıradan bir kulüp olarak kalmayı tercih etmiyoruz, kendimizi dini bir cemaat olarak görüyoruz. Bunun da nedeni, kilisenin, organize olmamız için daha iyi bir yol olduğudur.”

Bilgiyi kopyalayarak ibadet ettikleri dini adetleri var. Buna da “copyacting” deniyor. Kilise gibi bir binada buluşup, ibadetlerini gerçekleştiriyorlar. Aslında, bu buluşmaların fiziksel bir mekanda olmasına gerek olmadığını ve bir internet ağı veya sayfasının da aynı işi gördüğünü beyan ediyorlar.

Enformasyon ve onun paylaşılmasının onlar için neden bu kadar önemli olduğu sorusunu ise şöyle yanıtlıyorlar. “Enformasyon, bizler için etrafımızdaki ve inandığımız her şeyin yapı taşı. Kopyalamak ise enformasyonun değerini çoğaltan bir yol.”

Görüştükleri diğer Hıristiyan kiliselerinin kendileriyle oldukça ilgilendiklerini ve onların bu konuyu ilginç bir tartışma olarak gördüklerini, Kopimizm Kilisesi’nden aforoz edilip edilmeyecekleri konusunu ise hiç düşünmediklerini söylüyorlar.

Kopimist olmak isteyenler internet sitesindeki değerleri okuyup, onlarla aynı fikirde olduklarına kanaat getirirlerse, internet üzerinden üye olabiliyorlar. Kopimizmin ahiret ile ilgili herhangi bir savının olmadığını, bir din olarak insanlara odaklanmadıklarını da ayrıca belirtiyorlar.

Dijital ahiret konusunda ise açıklamaları şöyle:

“Enformasyonun bir hayatı yoktur ama unutulduğu olabilir. Fakat kopyalandığı sürece unutulması da mümkün değil.”

İnternet sitelerinin kapatıldığını düşünürsek, bu olup bitenlere şaşırmamak nasıl mümkün olabilir…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gönül Görgülü - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni seçilen belediye başkanları sizce ne tür çalışmalara öncelik vermeli?