Hadi biraz daha hayal kuralım:

Elli-altmış yıl sonra tam bağımsız Türkiye. Tam bağımsızlık artık geçmişte kaldı. Bazı egemenlik haklarımızı Birleşmiş Milletler, Unesco, NATO, Dünya Sağlık Örgütü, Dünya Ticaret Örgütü gibi birçok uluslararası kuruluş ile paylaşıyoruz. Ama tam tarafsız, Alman, Arap, Rus, İngiliz, Afgan, gibi milyonların barındığı yeni etnisite bolluğu ile faşist topluluklar dışında tüm dünya ülkeleri ile barışık, saygın mı saygın bir Türkiye:

YURTTA SULH CİHAN DA SULH

Ama tüm bu çelişki ve ahlaksızlıklara son veren, tek bir uluslararası Anayasa da beraberinde gelecek mi? Ve belki de 19. Yüzyılın ortalarında Avrupa’da ortaya çıkan, hani şu sakallı hortlak ve onun yakın arkadaşları, yukarıda bulutların arasından hem dünyanın bu son halini seyredecek hem de aralarında hala tartışacaklar:

- E olacak o kadar. Birçok şeyi önceden gördük ama çok uluslu şirketleri öngörememişiz

- Esas küreselleşmeyi onlar başlattı ama.

- Globalleşmenin eninde sonunda emekçi insanlara daha çok yaradığını da onlar ön göremedi

- Yok, yok bunlar değil, esas ön göremediğimiz çevre sorunlarının sermayeyi nasıl erittiği imiş

- Eritmedi ki aksine sermayeyi çevresel ürün, fabrika ve makine üretimine aktardılar, oradan da kazandılar ama yasal yaptırımlar ve çevresel, dünya boyutunda felaketlere karşı yasaklamalar daha baskın çıktı. Yoksa dünya çoktan bitmişti. Uçurumun kenarından dönüldü. Az mı uğraşıldı yeniden sağlıklı bir çevre yaratabilmek için? Trilyonlar harcandı. Şimdi adeta teknoloji devri öncesinde gibi, sade mi sade vatandaş gibi yaşamak zorundalar. Devletçi politikalar yeniden ön plana geçti.

- Ama görüyorsunuz ya salt sınıf kavgası ile gerçekleşmedi bunlar. Bizim sınıf kavramımız anlamını yitirdi, yerini daha geniş kitlelere hitap eden bir emekçiler kavramı aldı. Emekçilerin yanı sıra çevresel sorunlar ve insanların kapitalist doyumsuzluklarının da katkıları sonucu bu dönüşüm gerçekleşebildi.

- Kızdırmayın beni! Neymiş çok uluslu şirketleri görememişmişiz. O alçaklar benim enternasyonalizm kavramım olmasaydı çok uluslu şirketleşmeyi akıl edebilirler miydi? Eee görüyorsunuz sonucu; öngördüğümüz gibi bir son savaş olacakmış demek ki… Üstelik silahsız – tüfeksiz, çevresel yıkım ve bu Darvin’in öngörüsü ile uyumlu. Hem evrimsel bir gerçek hem bizim düşündüklerimizle de çakışıyor. Kitaplarımda keşke Darvin’e de değinseymişim. Düşünmedim de değil. Biliyorsunuz, devrimle evrimi birleştiremezdik ki. Geçenlerde o da buralardaydı. Beraber aynı konuları konuşmadık mı? Uzlaşmadık mı? Görmüyor musunuz ne bankalar direnebildi ne de borsalar. Paraları da buharlaştırmışlar üstelik. Gerek yoktu ki paraların değeri zaten buharlaştı. Kala kala kamu fabrikaları ayakta kalabildi. Büyük kentlerde salgın hastalıklar, toplu ölümler, tüm dünyada milyonların intiharı. Ne kaldı geriye? O da çok yakında dimdik ayağa kalkacak ve tüm insanlığı yönetecek, olaylardan ders almış işçi sınıfı. Neyse hadi şerefeeeeee!

- İstersen bir iddiaya girelim ve en yukarıdakine uğrayıp soralım, bu gerçekten son savaş mı?

- Boş versene o pro-deterministi. “Ben atomları devasa bir bilgisayar gibi programladım ve gerisini onlar yönlendiriyor, o işlere ben bakmıyorum, beni daha fazla evrimleştirmeyin artık yeter” diyeceğini gün gibi biliyorum. Madem onun atomları benim beynimi yarattı o halde benim beynim yeterince doğruyu düşünüyordur… Şerefeee!

Tunceli bizi alıp nerelere götürmüş. Burada bırakalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Yılmaz Savaşçın - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni seçilen belediye başkanları sizce ne tür çalışmalara öncelik vermeli?