Barış Nasıl Bir şey?

Güney Afrikalı, melez, üniversite arkadaşımız Nevil Alexdander sayesinde, Nelson Mandela’nın adını henüz dünyada tanınmaz ve ömür boyu hapis cezası ile hapishanede yatarken duymuştuk.

Güney Afrika’nın akıl almaz ırkçı rejiminde, azınlıktaki beyazlar, büyük çoğunluğu oluşturan siyahları, sömürge kölesinden de öte ezerek yaşatıyorlardı.

Yaşam ile ilgili her şey, lokantalar, parklar, okullar, toplu taşıma araçları vb. her şey siyahlar, melezler ve beyazlar için ayrı ayrı idiler. Aynı işi yapan siyah bir işçi beyaz meslektaşının en fazla beşte – altıda biri kadar kazanabiliyordu. Seçme ve seçilme hakkı mı? Alay mı ediyorsunuz?

Apartheid olarak da adlandırılan bu rejime karşı çıkan, cesur avukat, Nelson Mandela, sonunda tüm dünyanın ambargo ve baskısına boyun eğen Güney Afrika yöneticileri tarafından, yanılmıyorsam yirmi sekiz yıl sonra serbest bırakıldı. 1994 deki, tüm vatandaşların katıldığı ilk seçimlerde Cumhurbaşkanı seçildiğinde isteyip de yapamayacağı bir şey neredeyse yok gibiydi.

Çok fena öcünü alır, işkenceci gardiyanları bacaklarından astırabilirdi. Hayır, hiç birini yapmadı. Ama Cape Town da bir Apartheid utancının müzesi kuruldu.

O müzeyi gezip de içi kalkmayan, insanlık vahşetinden utanmayan birisi olabilir mi? Bilemiyorum vardır mutlaka. Ancak bir yandan belleği sağlam tutmak için bu müze gibi işler gerçekleştirilirken Mandela başka çok önemli işler de yaptı. Kendisini hapse attırıp işkence yaptıran eski başbakan Verweoerd hapisten çıktığında ölmüş idi.

Devlet Başkanı olarak hapisten çıkar çıkmaz ölmüş başbakanın dul eşini, birlikte çay içmek için evinde ziyaret ederek, yeni dönemde intikam diye bir şeyin olmadığı, herkesin eşit olduğu ülkede eskiyi unutup yeni umutlar vaat eden, devasa bir mesaj verdi. Amin Maalouf, Çivisi Çıkmış Dünya adlı kitabında bu mesajı şöyle açıklar:

“…Verdiği mesaj açıktı: “Ben Mandela, ırkçı rejim döneminde bilindiği üzere işkenceye uğradım, bu iğrençliğe son verebilmek üzere herkesten çok çabaladım, şimdi de devlet başkanı olarak, beni hapse atan adamın evine misafir olmak ve dul eşi ile çay içmek istiyorum. Bundan böyle, halkım arasından hiç kimse militanca vaatlerde bulunmayı ya da intikam peşinde koşmayı kendine hak görmesin”…

Yolunuz Güney Afrika Cumhuriyetine düşerse ve 18 Temmuz günü oradaysanız bir araca atlayıp kentlerden uzaklaşın. Taşrada dolaşabildiğiniz kadar köy dolaşın.

Köy meydanlarında, gururlu, neşeli, cıvıl cıvıl insanların, kadınlı erkekli o Afrika’ya özgü rengârenk, gök kuşağı gibi giysileri ile Mandela’nın yaş gününü nasıl kutladıklarını görmek bence barışın ne olduğunu da anlamak demek.

Geleceğe umutla bakabilmek demek. Kim bilir belki günün birinde onun yaş günü aynı şekilde tüm Afrika’da hatta tüm dünyada da böyle köy meydanlarında rengârenk giysilerle toplanarak kutlanılacak.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Yılmaz Savaşçın - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni seçilen belediye başkanları sizce ne tür çalışmalara öncelik vermeli?