"CEZAYİRLİ CEMİLE VE AHMED ARİF"

Fransız sömürgesi altında Cezayir’de bir mahkeme. Cemile Bouhired yaralı ve işkence görmüş halde hakim karşısında.

Karar: Giyotinle idam.

Salonda herkes gözyaşlarına boğulurken, idam cezası verilen 22 yaşlarındaki orta boylu esmer kadın kahkahalarla gülmeye başlıyor ve herkesi şaşkına çeviren kahkahalarının ardından tarihe geçecek şu sözleri söylüyor:

“Bizi öldürmekle Cezayir’in bağımsızlığına kavuşmasını engelleyemeyeceksiniz.

AHMED ARİF'İN CEMİLE'YE YAZDIĞI MEKTUP:

Bir adını biliyorum, bir de yaşını…

Yüzünü görmedim ya, sen yaşta kız kardeşim var. Mutlak ona benzersin.

Başkaca düşünemem.

Sen Cezayir’den bir cansın, ben Türkiye’den.

Ayrı suların, ayrı toprakların çocuklarıyız ama kardeşiz.

Ben, bu kahrolası yazıya oturanda, senin idâmın için hazırlıklar yapılıyordur.

Karşında Lejyon’dan bir manga…

Dünyamızı, hayatı, bir solucan kadar olsun, anlamaktan, sevmekten korkanların mangası. Onlar, hep öyledirler.

Silâhı, insan avını zulmü severler.

Kim bunlar?

Kimlerin soyundan inip gelirler?

Aklım duracak…

Belli ki ömürlerinde bir sefer olsun, bir çocuk, bir çiçek, bir türkü sevmemişler.

Namusla, yürekle, alın akıyla, seven bir kadının koynuna girememişler.

Mertlik, can saygısı, dünya sevdası, bir lahza bile yüreklerine konuk olmamış.

Ve hiç utanmadan da İncîl-î Şerif’i kitâb bilirler.

Oysa yaptıklarının hiçbir kitapta yeri yok!

Onlar ki her iki cihanda da yüzleri kara! Senin o Meryem’den bin daha aziz, bin daha bakir canının değerini ne bilecekler…

Karşında bir manga.

Ölüm mangası. Parayla, yalan-dolanla, o murdar korkuyla aldatılmışlar.

Bundan ötürü küstah, bundan ötürü zalim… İncecik, tazecik çocuk kolların, arkadan bağlı. Bilirim gözlerini bağlatmazsın sen.

Namlular karşısında dimdik ve espassız duruşunu hayalliyorum.

Kavgandan bir marş, bir mısrâ mı son sözün?

Anana kardeşlerine selâm mı yoksa?

Ondokuz yaşındasın.

Sakın, gençliğime doymadım, deme!

Şimdiden ölümsüzsün.

Niceleri var ki bin yıl yaşasa, sencileyin bir haysiyet katamaz yaşamaya.

Yarının CEZAİR’inde, kurtarılmış CEZAİR’de, okullarda bebeler, önce senin adını belliyecekler.

Sonra dünyayı!.

İnan, seninle birlik ya da senin yerine kurşuna dizilmeyi çok isterdim.

Ölümüne nisbet, yaşamak silik ve anlamsız, CEMİLE.

***

Hayatı böyle insanlar anlamlaştırır. Böyle insanlar tarih yazar ve kalıcıdır. Kitleler varlıklarını koyunlaştıklarında, sıradanlaştıklarında kaybederler.

Yaşayan ölüler bilir misiniz?

Vardır ama yoklardır.

Tarihte o varla yok arasında olanlar sadece siluettir. Tarihin seyrini değiştirenler ise aktör aktrist.

İşte hayat bunlarla anlamlı.

İşte varolan körlüklerin perdesi bu cesurlarla aralanır, aydınlanırız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mehmet Yılmaz Savaşçın - Mesaj Gönder

#

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni seçilen belediye başkanları sizce ne tür çalışmalara öncelik vermeli?