Cinsellik bitiyor mu?

                   Prof. Dr. Korkut Ulucan Yazdı

Başlığa bakınca Allah bilir aklınızdan neler geçti. Özellikle benim bu köşem genelde genler ve genetik bilimi üzerine olduğunu bilen okuyucularımız muhtemelen nasıl bağlantı kuracağımı düşündü. Bence çoğumuzda geldiğimiz noktada artık insanların cinselliğe vakit ayıramadığını yazacağımı düşündü. Veya her neyse…

Canlıların ortak özellikleri vardır. Bunlardan biri de üreme yapmaktır.

Her ne kadar bir bireyin hayatına devam etmesi için üreme yapmasına gerek olmasa da soyunun devamı için üreme yapmalılardır. Ve tüm canlılar, hem de hepsi, soylarının devamı için, yani üreme yapmak için bir dolu adaptasyonlar geliştirmişlerdir. En önemli amaç soyların devamını sağlamak ve genlerini bir sonra ki jenerasyonlara aktarmak.

Bazı canlılar eşeysiz üreme yaparlar, buradaki ana amaç aynı gen kombinasyonlarını hızlı bir şekilde bir sonrakine aktarmaktır. Bireysel savunmaları çok zayıf olduğu için sayısal olarak fazla olmak şartıyla soylarının devamını sağlarlar. Ancak en büyük tehlike çevre şartları sert bir şekilde değişirse ortama adapta olamadan hızlı bir şekilde ölümler gerçekleşir. Ancak ortam şartları stabilse demeyin keyfilerine, karbon kaynağı varsa etrafta üre de üre…

Bazı canlılar da eşeyli ürerler. Yani farklı cinsiyetlerden (bazı durumlar istisna) gelen üreme hücreleri bir araya gelerek yeni canlıyı oluştururlar. Bu üreme şeklinin de bazı dezavantajları olduğu gibi avantajları da vardır. Özellikle farklı cinsiyetlerde üreme hücreleri oluşurken (sperm ve yumurta) gen değişimi gerçekleştirerek yeni genetik kombinasyonlar oluştururlar. Bunun en önemli amacı da çeşitliliktir, ortam şartları değişirse yeni ortama adapte olabilsinler diye, ne kadar zekice…

Kimi canlılar üreme şanslarını artırmak amacı ile bazı adaptasyonlar ve ritüeller gerçekleştirirler. Bazıları çok fazla üreme hücresi yaparak döllenme şansını artırır. Kimileri bazı kokular salgılayarak karşı cinsi hep cazibeleriyle kendilerine çekerler, hem de çiftleşmeye hazırım mesajı iletirler. Bazıları ilgi çekmek için dans figürleri yapar, bazıları da benim genlerim güçlü dercesine gövde gösterisi yaparlar. Tabi doğanında değişmeyen bir kuralı var, güçlü kazanır, zayıf kaybeder.

Peki bizlerde bu nasıl gerçekleşir, burada yazacak değilim. Ancak bizde de döllenme şansını artırmak için çok önemli bazı adaptasyonlar var. Erkekler boşalma sırasında yaklaşık 500 milyon kadar sperm bırakırlar, kadınlar ise normalde her ay 1 adet yumurtayı olgunlaştırır (ders anlatmadığım için buraları hızlı geçiyorum). Bu yumurta çok iyi korunur, anne karnının içinde, bu da aslında sadece gelişimin ilk evrelerini garantiye almak için değil, gene döllenme şansını artırmak için oluşmuş çok iyi bir adaptasyondur. Bir sperm yumurtayı döllerse kapılar kapanır diğer spermlere, giriş yasaklanır, “arkadaşa bakıp çıkacağım” felsefesi biyolojide işlemez.

Cinsellikle buraya kadar yazılanların hiçbir bağlantısı yok, sadece giriş.

Bizlerde, yani insanlarda, gene üreme şansını artırmak için çok büyük bir adaptasyon bulunmaktadır: bu işlemlerden zevk almak. Hem kadın hem erkek, çiftleşmeden zevk alır, bu da aslında döllenme şansını artırmaya yönelik bir adaptasyondur. Sadece babunlarda bu işlemden az da olsa zevk aldıklarına dair bazı çalışmalar mevcut, diğer canlılarda net bilgiler yok. Yani bizlerde döllenme şansını artırmak için zevk ve cinsellik bir paket olarak serotonerjik ve dopaminerjik sistemlerimize işlenmiş.

Çocuk sahibi olmak her insanın doğal olarak isteğidir, hayatın temelidir. Ve bu işe için yukarı da özetlemeye çalıştığım (ki bu da en kısa şekilde) bazı adaptasyonlara sahibiz.

Kök hücre teknolojisi bizlere birçok şeyin kapısını açtı, özellikle hücrelerimizin programları ile oynayabilmeyi, yani hücrelerin farklı hücre çeşitlerine olan dönüşme olasılıklarını artırdı. Bu çok büyük bir gelişme, tabi buralarda yazıldığı kadar kolayda değil. Ancak düşünsenize, benden kan alınacak, kan hücrelerim laboratuvarda bir şekilde üreme hücrelerine dönüşecek, bazı hücrelerim sperm, bazı hücrelerimde yumurta haline getirilecek ve birbirleri ile döllenecek. Geriye kaldı taşıyıcı bir anne, eğer o da tamamsa bingo… Sadece bendim genomumdan oluşmuş bir çocuk. Artık karşı cinse gerek yok, istediğim gen kombinasyonlarından oluşturabileceğim bir çocuk. Yakında bilim anne rahminin de çözümünü bulur. Böylece sadece benden, herhangi bir üreme amaçlı cinsellik olmadan bir çocuk ortaya çıkabilir. Bu işlemler uzun zaman boyunca kullanılırsa belki de 100 yıl sonra cinselliğin esamesi okunmayacak. Sadece o zevki bizlere verebilecek haplar veya kimyasallar. Veya o zamanki insanlar diyecek ki yıllar önce çocuk yapmak için insanlar ne kadar uğraşıyorlarmış…

Tabi ki bunlar şimdilik sadece satırlarda. Bu durumlar insan geçmişiyle de göz önüne alındığında bir dolu sorunu beraberinde getiriyor. Ancak eskinden de bizlerde bu sorun olur dediğimiz bir dolu uygulama şu an hayatımızda değil mi? O yüzden bu uygulamalar sadece hayat kalitesini artıran, keyfe göre yapılmadan ve uzmanlar tarafından gerçekleştirilsin. Onedio

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Konuk Yazar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni seçilen belediye başkanları sizce ne tür çalışmalara öncelik vermeli?