Uyanmaya hazır mısın?

                    Özlem Gökbel Yazdı

Televizyonların yeni fenomeni BAHAR hakkında yazmak istiyordum bir süredir. 8 Mart’ı bekledim, özellikle. Gelin görün ki; Dünya Kadınlar Günü de dâhil, her an her şeye koşturan / yetişen bir kadın olarak yazım ertesi güne kaldı. Yani kadınların; birey olarak kabul edilmelerinin, erkeklerle eşit haklara sahip olmalarının, eşit yaşam koşulları, eşit fırsatlar, eşit eğitim, eşit kariyer, eşit itibar ve eşit değere kavuşmalarının savunulduğu; bir orkide zarafetinde ama on kaplan gücünde süper kahramanlar olduklarının dört bir koldan bağırıldığı; belki tecavüzlerin, mobinglerin bile durup, tüm “bayanlar”ın yere göğe sığdırılamadıkları o 24 saatin buhar olup uçtuğu, diğer sıradan -erkek egemen de diyebiliriz- 364 günden birine kaldı (yazım)  :)

Tüm dünyanın kutladığı 8 Mart’ta ben elimde torbalarla yağmur altında dakikalarca taksi ararken boş geçen hiçbir taksi şoförü de “kadınlar günü”nü hatırlamadı ayrıca :) Neyse, -biraz nezaket beklesek de- ayrıcalık beklemiyoruz, latife olsun diye yazdım.

Velhasıl 8 Mart’ı kutlanacak değil, içeriği, amacı ve hedefleriyle akıllara kazınası sembolik bir tarih olarak görüyorum. Ve kadınların istedikleri o hakların kendilerine verilmesini beklemelerini değil, onları kendi elleriyle söke söke (mecazen tabii) almaları gerektiğini düşünüyorum. Bunun için ihtiyaçları olan şey cesaretle uyanmak… Tıpkı Bahar’ın yaptığı gibi. 

Özünüze dönmek için ölümden dönmeyi beklemeyin!

Evet, kadınların uyanması ve harekete geçmesi toplumsal uyum, gelişim, refah ve huzur için olmazsa olmazlardan. Cinsiyetten bağımsız olarak, bireysel iç huzur ve özsaygı için de bu çok önemli ama siz siz olun bunun için Bahar gibi ölümden dönmeyi falan beklemeyin, Allah korusun, sakince uyanıverin. Show TV’de 4 haftadır yayınlanan ve hayranı olduğum Demet Evgar yüzünden beni de ilk günden platformlar dışı bir televizyon dizisine kilitleyen Bahar: Uyanmaya Hazır mısın? yapımının kahramanı, karaciğer yetmezliğinden ölmek üzereyken vefatından sonra organlarını bağışlayan birinin donör olabilmesi sayesinde kurtuluyor da, ancak öyle başlıyor dönüşümü. Yoksa potansiyelinin çok altında, ezik bir şekilde, kendini mutlu olduğuna kandırarak yaşamaya (yaşadığını sanmaya) devam edecekti. 

Aslında ülkemizde; şiddet görenler/öldürülenler (2023 verilerine göre yüzde 73, yani dört kadından üçü hayatının bir döneminde şiddetle karşılaşıyor!), kocasının izni olmadan çalışamayanlar, ekip arkadaşından daha düşük kazananlar, istihdamda cinsiyeti yüzünden göz ardı edilenler, siyasette yok sayılanlar (parlamentodaki kadın temsil oranı %17), okutulmayanlar (hâlâ daha okuma yazma bilmeyen kadınların sayısı erkeklerden 6 kat fazla!), bebe yaşta gelin edilenler (Türkiye’de her yıl, daha 18 yaşına gelmemiş 13 binden fazla kız çocuğu evlendiriliyor!) gibi çok daha vahim “kadın vakaları” varken Bahar gibi yaşam standardı yüksek bir kadının kendi dönüşümünü konuşmak, kimilerine göre abes kaçabilir. Ancak Bahar örneğinde dizginleri eline alması gereken kadınlar için birden çok mesaj var ve artık Cumhuriyetimizin 101’inci yılında ışığı söndürülmüş tüm kadınlarımızın yeniden ışık saçabilmesi için bu mesajları hatırlaması gerekiyor. Bahar bu yüzden önemli bir yapım.

Bahar dizisinin mesajları

Mesajlara geçmeden önce henüz izlememiş olanlar için senaryosunu Ayça Üzüm’ün kaleme aldığı bu keyifli dizinin özetini vereyim:

 40’lı yaşlarındaki Bahar (Demet Evgar), zamanında iyi eğitilmiş, tıp okumuş, ancak erken yaşta evlenip, üstüne de iki çocuk doğurunca sevdiği mesleğinden uzak kalmış; kendisini kocasına, kocasının ailesine, çocuklarına adayan, bu arada kendisini unutan fedakâr bir ev hanımı olmuş. Ne zaman ki ölümle selamlaşıyor o zaman dışarıdan ‘kusursuz' görünen ailesinin özellikle de ünlü cerrah eşi Timur’un (Mehmet Yılmaz Ak) başka bir yüzüyle karşılaşıyor. Bahar’ın ölümden dönüşü, yıllardır içine attıklarını, sessizce yuttuklarını, bastırdığı isteklerini su yüzüne çıkarıyor ve bu durum ailedeki tüm dinamikleri de değiştiriyor. Bahar yeni hayatında aldığı yeni kararlar doğrultusunda, önce kendi ihtiyaçlarını yatak altına süpürmekten, ailesi için anlamsızca kendini paralamaktan vazgeçiyor ve sonra uzmanlık sınavlarına girerek yeniden doktor oluyor. Eşinin hastanesinde 40 yaşlarında bir asistan doktor olarak işe başlıyor. Bahar’ın uyanışını, kendini buluşunu, hayatını yeniden inşa edişini, bazen komik, bazen trajikomik hikâyelerle izliyoruz.

Gelelim mesajlara:

1) Yaşınız; hayallerinizi, isteklerinizi gerçekleştirmek için asla bir engel değildir! (“Yapamazsın!” , “Kır dizini otur evinde!”, “El âlem ne der!”, “Bu yaştan sonra senden olur mu Allah aşkına!” gibi içi boş söylemleri yaşınız ne olursa olsun kulak ardı edin, n’olur. Bahar’la ikna olmazsanız, en basitinden Netflix’de uç bir örnek olarak Nyad’ı izleyin  :)  )

2) Anne olmak kariyerinizi sonlandırmak için bir gerekçe değildir! (Elbette, çocuğun sağlıklı gelişimi için gerekli hassas süreçlere dikkat ederek, ebeveynlerin eşit sorumluluğunda kadın da çalışma hayatına dönebilmelidir.) 

3) Kadın çok yönlü ve becerikli bir varlıktır. Yetilerine ket vurulmazsa ne şartta olursa olsun, işini de evini de aynı özende çekip çevirebilir!

4) Toplum sağlığı için erkek evlat annelerinin çocuklarını yetiştirirken iki kat daha özenli, dikkatli olmaları önemlidir. (Annenin oğlunun zihnine ektiği tohum, ileride onun aile ve sosyal yaşamında sergileyeceği tavrı belirler. Bana göre bir kadının toplumdaki yeri önce erkek annelerinin dilinde resmediliyor.)       

5) Kadın kadının kurdu olmaMAlıdır! Kadın kadının yurdu olmalıdır! (Bahar’ın kayınvalidesi (Hatice Aslan) bu konuda çok ciddi bir örnek. Hem Bahar’ın geldiği orta sınıfı aşağılaması hem gelinini hizmetçi gibi kullanması hem de onu çocuklarına karşı kötülemesi kabul edilemez gıcıklıkta )

6) Yaşınız; iş yerinde mobinge (bezdiri) uğramanız için asla bir neden olamaz! Pes etmeyin! (Mobingin haklı bir gerekçesi de olamaz zaten, o ayrı.)   

7) Manipülasyon ve sarkazm insanı hasta eder! Hele de bunu sevdikleriniz yapıyorsa… İzin vermeyin! (Bu iki negatif eyleme kocası ve kayınvalidesi tarafından yıllarca maruz kalan Bahar’ın dışa yansıtamadığı öfkesinin onu hasta etmesine de (karaciğer yetmezliği) şaşmamalı. Mesela Çin tıbbında sağlıksız öfkenin karaciğeri tükettiği bilinir.)

İlk 4 bölümden kadınların uyanışına yönelik sıralayabildiğim mesajlar bunlar.

Haa, bir de alt mesaj olarak; sizi en az sizin onu sevdiğiniz kadar seven, önemseyen biri ile aile kurun, olabilir.

Bir Kore yapımı olan Doctor Cha dizisinden uyarlanan Bahar: Uyanmaya Hazır mısın? kadının genç-olgun, eğitimli-eğitimsiz hangi yaş ve statüde olursa olsun ezilmesinin olası olduğunu gösterirken, yine kadının isterse her zorluğun üstesinden gelebilecek güce sahip olduğunu da hatırlatıyor. Ve özellikle mesleklerini, yeteneklerini rafa kaldırmak zorunda kalmış tüm kadınlara umut aşılıyor.  Onedio

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Konuk Yazar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni seçilen belediye başkanları sizce ne tür çalışmalara öncelik vermeli?