Tesadüf diye bir şey yok mu...?

…. Ya olduğun gibi görün.

…..Ya Göründüğün Gibi ol.

Bu yaşamda ilk ve son yaptığım gravürde bu temanın yer alması bir tesadüf olabilir mi? Çünkü bütün bilgeler tesadüf diye bir şeyin olmadığını söylerler.

Hayatımın bir köşesinde düşmüştüm.

Canım çok derinden yanmış, içim acımıştı.

Bir ölü gibi ellerimi kalbimin üzerine koyup uyuduğum dönemlere bir selam vermeden geçemem.

Şifa yolculuğumun kaynağı ellerimin kalbimle birleşmesi bana rehberliğini hediye ettiğini zamanla anlayacaktım.

İşte tam da bu zamanlarda kalbimin sesi benim yolculuğumun yönünü değiştirdi.

TASAVVUF bütün şefkatli haliyle sarmaladı beni…

Mevlana&Şems’in ilahi aşkı örümcek ağının içine düşmüşüm gibi büyülemişti beni.

Güçlü, karmaşık, bir o kadar derin, sade, hiçbir sıfata sığmayan. Tanımların yetersiz kaldığı bir sevgi…

Bir yol bana görünmeye başlamıştı. Gözümün önünde beliren bir avlu- küçük L şeklinde konumlanan medreseler…

Tanıdık bir his beni davet ediyordu. Ama benim bir sürü yetişmem gereken planlarım vardı bu hayatta ve zaman bulamıyordum.

*** Ya da bu gerçek mi yoksa yarattığım bir ilizyon muydu?

Süregelen bir Rusya seyahatim sırasında bahçe kapısının EŞİĞİNDE sigara içerken yine aynı görüntü ve his içime düşüverdi.

O anda söz verdim kendime, döner dönmez bu kez ertelemeden Konya’ya gideceğim diye. Hazretlerin huzuruna çıkmak için vakit gelmişti. Bir ay sonra İstanbul’daki yuvamda soluğu aldığım anda Konya biletimi aldım.

Bana gelen çağrıya 4 Aralık 2014’te koşarak gittim. Aşık olduğum Şems’in tevazu dolu türbesine baş eğmiştim. Mevlana’ya yürürken içimdeki ses yine benimle konuşmuştu. “Burada Beni Çağıran Ne Var.” Elim kalbimde karşıya baktım. Gözlerimden yaşlar boşaldı. Bana görünen-çağıran avlu karşımdaydı ve birbirimize bakıyorduk.

Öldüğüm yerden dirilmiştim. İçimdeki bir olma kaynağı, isteği bana rehberlik edip yol göstermiş, hatta o yolu bana örmüştü.

Dün çok çok sevdiğim birinin yaralı haline tanıklık ettim. O’na karşı içimdeki derin sevgi dışında bir şey yoktu. Gözlerindeki hal bana kalbindeki yangını göstermişti.

Işığın zenginliği büyük karanlıkların içinde tezahür ediyordu. Ve artık biliyorum!!!

Siz kimsenin alacağı öğretiye müdahale edemezsiniz, o kadar küstah olmamalıyım-z. Ancak yanında eşlik edebilirdim.
Sözlerin kifayetsiz kaldığı zamanlarda ne kadar etkili olur bilemiyorum. Ama birinin kalbine seslenerek veya omzuna dokunup onun varlığının kıymetini hatırlamak gerektiğine inananlardanım. Çünkü hepimizin varlığının anlamını yitirdiği zamanlarımız oldu ve olabilir.

Çünkü insanız…

Ama her şey geçiyor. BİZ GEÇİCİYİZ. Hayat Geçici.

Hiç bir şey bulamıyorsanız; bir ağaca sırtınızı yaslayıp O’na yüreğinizi açın. Onun sizi saran, iyileştiren gücüne inanamazsınız.

Bana, kalbime gelen bu çağrıya, Bu satırları yazdıran Tüm Anadolu Erenlerine; Mevlana, Şems, Hacıbektaş, HIZIR, KadıncıkAna’yı hürmetle selamlıyorum. Bu yolda yoldaşım olan bütün dostlarıma… Birde Kalbini bana, avucuma bırakacak kadar güvenen CanımınParçasına, seni çok seviyorum… İlahi hepimizi kucaklasın

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar EvRim Karakoyun - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Yeni seçilen belediye başkanları sizce ne tür çalışmalara öncelik vermeli?