- G:

Hızır Ayı veya Hızır Orucu nedir? Aleviler için anlamı nedir? Kavut nedir? Nasıl pişirilir?

Her yıl şubat ayının 11-12-13 Salı, Çarşamba, Perşembe gününe denk gelecek şekilde 3 gün süreyle tutulan Hızır Orucu, son gün bir gelenek ile sonlandırılır. Kavrulmuş buğdayın taş “Dıstar”da öğütüldüğü bu muhteşem geleneğin adı: “Kavut…”Peki kavut nedir? Nasıl yenir? Kavut yapmanın manası nedir? Alevilikte kavutun anlamı nedir? Alevilerin kutsallık atfettiği ay: “Hızır ayı”

Yöremiz Alevileri’nin büyük önem atfettiği bir aydır şubat ayı. Hızır Ayı olarak da bilinir. Bu ayda bazı ritüeller vardır. Ezbetler veya bağlı olunan ocaklara göre 4 haftaya yayılan bu oruç Salı günü başlar ve Perşembe günü sona erer. Orucun son gecesinde, inanışa göre; bekarlar su içmeden yattığında rüyada evleneceği kişiyi görür.

Hızır ayı süresince Alevilerde lokmalar bir araya toplanır, cemler tutulur, dar-û didar olunur.

HIZIR’A ATFEDİLEN!

Çoğu yaş almış çınarlarımızın anlatımlarında sıklıkla yer verdiği Orta Asya’dan geldiğimize yönelik söylem, Anadolu ve Orta Asya Türkleri, Kürtler, Zazalar, Fars, Afgan, Hint, Arap, İbrani vb. birçok halkın mitolojisinde Hızır yer alır. Ahmet Yesevi'den Pir Sultan Abdal'a, Memê Alan Destanı'ndan Dersim şairi Sey Qaji'ye kadar geniş bir yelpazenin halk edebiyatında karşımıza çıkar. Hızır başka pek çok ad ve sıfat altında örülen inançsal semboldür. Koruyuculuğun, kolaycılığın, kurtarıcılığın,  yaratıcılığın, bilgeliğin ve ölümsüzlüğün simgesidir Hızır.

HIZIR’IN BAZEN FAKİR BAZEN ZENGİN KILIĞINDA DOLAŞTIĞINA İNANILIR”

Aleviler Hızır'ı bir nevi peygamber olarak kabul eder. Hızır Aleyhisselam ya da Hızır Nebi’dir. Alevi inancında Hızır, ölümsüzlük suyunu (Ab-ı Hayatı) içmiştir. Zaman zaman dünyaya gelerek, darda olanların yardımına koşar ve doğaya yeniden can verir. Bir başka inanca göre de Hızır Nebi her zaman dünyadadır ancak sadece "Hak Yolunu" sürenlere görünür ve yardımına/carına koşar.

Hızır Nebi, Aleviler arasında şöyle tarif edilir: “Üzerinde çiçeklerden yapılmış bir cübbesi bulunan, aksakallı, nur yüzlü bir yaşlı. Bastığı yerde güller açar, ekinler yeşerir. Elini sürdüğü kişi dertlerden, uğursuzluklardan, hastalıklardan arınır, ömür boyu huzurlu yaşar.”

Aleviliğin ana yurdu olan Dersim'de ise, Hızır her yerdedir; suda, karada, havada. "Yaratan tanrıdır" inancı Dersim'de adeta Hızır ile paylaşılır. "Wayır" denilen sahip olan ve koruyan-kollayan tanrı Hızır ile eş tutulur. Hatta bazen Hızır'ın kendisidir. Evlat dileği ve diğer pek çok dilek ve temenniler de O'nun adına yapılır.

DR. DAİMİ CENGİZ, HIZIR'IN YÖREDEKİ ALGISINI ŞÖYLE ANLATIR

"Örneğin eskilerde dereler taştığında, nehirlerin zorlu geçitlerinde imdada çağrılan Hızır'dır. Hiçbir şey sahipsiz olmadığına göre; denizlerin, göllerin, derelerin de bir sahibi vardır ki o Hızır'dır. Ondandır ki; ırmak ve çayların durgun ve derin kesimlerinin ya da yüksek dağların başındaki bazı krater göllerinin adı 'Gole Xızıri'dir (Yani Hızır'ın Gölü.)

Hızır'a, Dersim'de karada da kutsallık atfedilir. Cengiz, bunu da şu ifadelerle aktarır:

"Dersim'de "Xızır golde ro, Duzgı kemerde ro" (Hızır göldedir, Düzgün kayadadır) özdeyişine rağmen, Hızır karadaki toplumsal yaşamın zorluklarında da sık sık karşılaşılan öğedir. At sırtında dara yetişen, aksakallı, süvari ve bilge kişi olarak betimlenen mitolojik Hızır, Pir Sultan'ın "Düldül eyerlendi, Zülfikar kuşan / Ali'm ne yatarsın car günün geldi" dizesindeki düldülün sırtında cara yetişen Hz. Ali tiplemesi ile aynı roldedir. Hızır; beyaz donlu, yaşlı ve aksakallı kıyafetli bilgedir. Tez elden dar yerine varması ve tehlikeyi savuşturması gerekir. O'nun atı Köroğlu'nun kıratı gibi ak köpüklerden çıkma, delişmen, rüzgâr kadar süratlidir. Beyaz donlu ve beyaz atlı Hızır tipi barışın da sembolüdür. O görünümü ile şeffaflığı, bilgeliği ve barışı çağrıştıran sıfat ve isimlerle anılır.

Dersim'in bilge şairi ve seyidi Sey Qaji'de 1938 öncesi Dersimlilerin beyaz donlu kıyafetlerini ve lisanlarını Hızır ile ilişkilendirerek bir mani ile dile getirir: "Zonê ma zonê Xızır'i yo/ Thonê ma thonê Xızır'i yo." (Dilimiz Hızır dilidir / Donumuz (kıyafetimiz) Hızır donudur.)"

“DARA DÜŞENİN YARDIMINA KOŞAR”

Dersim'de riskli her işe "Ya Hızır!" denilerek başlanır. Hızır el atılan bir dal parçası, çığda sığınılan kayanın oyuğu, ağacın kovuğudur. Darda olanın yanında, hastanın başucunda ve korumasızı kollayan, gözleyendir. İnsana kendisinden daha yakın duran Hızır'dır. Hızır hastanın, ameliyatta olan ve yaralanan kişilerin başucundaki beyaz kıyafetli cerrahtır. Kundaktaki kırklık bebeğin başucundaki kollayıcıdır.

Hızır adı anılınca küsler barışır, ikrar verilir. Adına niyaz denilen çörekler, lokmalar pişirilir, paylaşılır. Adının geçtiği her söz, her metin kutsal sayılır. Adının geçtiği her yer veya adına izafe edilen her mekân, her göl, her dağ, her vadi, her ağaç kutsal kabul edilir. Bazı kaynaklara göre "Hızır, Allah'ın diğer adıdır". Bütün zamanlarda yaşamaktadır, zaman ötesidir, zamansızdır. Hızır bir yanıyla Tanrı'nın, bir yanıyla da Hz. Ali'nin bedenleşmiş hâlidir. Bir başka deyişle Tanrı, Hızır veya Ali ile kendini gösterir. Bektaşi cem törenlerinin temel olarak 12 postu/12 makamı vardır. 12'inci post, mihmandar postudur . Bu postun sahibi Hızır'dır.

YAZAR MEHMET KABADAYI DA 'MİHMAN' KAVRAMININ HIZIR İLE İLİŞKİSİ İÇİN ŞU YORUMU YAPIYOR

"Hızır ayı geldiğinde evlerin her tarafı güzel bir şekilde temizlenir ve gelecek misafirlerin şahsında haneye Hızır uğrayacağına inanılır. Aleviler misafiri Hızır'la, Hızır'ı da Şah-ı Merdan Ali ile özdeşleştirmişlerdir. Mihman (misafir) Şah-ı Merdan Ali'dir denilip daima misafirin geleceği hesaplanarak ön hazırlık yapılır. Hızır efsanesinde anlatılan bu tarihi buluşma, Hicri takvime göre Ocak ayının 31'inci günü, Şubat ayının da 1 ve 2'inci günlerine denk gelirken, Miladi takvimine göre ise 13, 14, 15 Şubat'a, denk gelir."

Hızır'ın Alevi-Bektaşi kültüründe de simgesel anlamı kurtarıcılık, yol göstericilik ve umuttur. Dirilmenin, var olmanın adıdır. Dayanışmanın, mazlumun ahıdır. Zalime ceza, yoksula şifadır. Dileklerin gerçekleştiricisi, topluluğun birlik ve dirilik sesidir. Onun varlığı ile halk da doğa gibi dirileşir, irileşir, bir ses, bir nefes, bir beden olur. Gökyüzünden yere iner, görünmez olmaktan görünür hâle gelir ve yapıp ettikleriyle topluma yol gösterir. Bir yanıyla bireyi, diğer yanıyla toplumu yönlendirir. Yıllarca istenen, arzulanan, dilenenler umudun tükendiği sırada Hızır ile yeniden var olur.

Hızır bitmeyen sabrın ve tükenmeyen umudun görünür hâli olarak bireylerde umuda döner. Umut hep diri tutulur. Hızır, gerçekleşmesi mümkün olmayanın, hikmetin, mucizenin olduğu kadar, hareketin, eylemin de görünür hali olarak kişilere rehber olur. Halkın gerçek hayatta bir işi, durumu, olayı yapabilme, gerçekleştirebilme güçlüğü Hızır sembolizmi ile halka gösterilir.

Hızır uzun aksakallı, ak saçlı, nur yüzlü, beyaz giysiler içinde, elinde asası ve bindiği Boz atı ile bereket sağlar. Hızır her zaman aksakallı ve atlı görünmez. Bazen sokaktan herhangi bir insan, bazen dilenci kılığında da görülebilir. Savaşa çağırmaz ama savaşanlar arasında iyilerden yana tavır koyar, yardım eder.

Alevi inancına göre her dilenci, her garip, her yetim bir kurtarıcı olabilir. Kimin hangi kutsallığı, hangi yeteneğinin olabileceği dışarıdan bilinemez. O hâlde çevremizde yaşayan her insan Hızır olabilir. Hızır bu itibarla soyut bir kavram olmaktan çıkmış, ete kemiğe bürünmüştür. Alevilerin Hızır anlayışı "ete kemiğe büründüm/Yunus gibi göründüm" diyen Yunus Emre'nin felsefesinde kendini bulur. Bu anlayışta insan, Allah'ın yansıması, görünür hâlidir.

"Hızır'ın Sırrı" denilen bir yemin vardır ki gizliliği ifşa etmemek için iki kişi arasında verilen söz ve içilen yemindir. Ölene kadar ifşa edilmez.

HIZIR AYI VE HIZIR GÜNLERİ

Bu kadar önde bir kutsiyete vakfedilen Hızır günleri ise, tam 40 gün sürer. Denizlerin piri Hızır'la karaların piri İlyas'ın buluştukları gün adına da icra edilen bir ritüeldir. Üç gün orucun tutulduğu, kurbanların kesildiği ve niyazların dağıtıldığı bu günler yaklaşık olarak kışın ocak ayının 20'sinde başlar, şubat ayı boyunca devam eder.

Bu orucun birkaç farklı hikayesi vardır.

İlki şöyledir: Hz. Ali ve Hz. Fatıma'nın oğulları İmam Hasan ve İmam Hüseyin hastalanır. Fukara kılığında kapıya gelen Hızır onları iyileştirir, bunun üzerine peygamber üç gün şükür orucu tutar.

Bir başka rivayet göre ise; Hızır'ın Ab-ı Hayat suyunu bulması ve Hakk'ın katında nebilik makamına ulaşmasından dolayı tuttuğu üç günlük oruçtur.

Hızır ayı, havanın en zor şartlarının olduğu günler içerir. Bu günler, bir tür dayanışma, paylaşma günüdür. Bu, karakışın hüküm sürdüğü, hayvanlar için yazdan toplanmış otların bittiği, yiyeceklerin tükenme noktasına geldiği, ısınmak için toplanan tezek veya odunların bitme noktasında olduğu dönemdir.

İnanca göre; Hızır bu en zor dönemde halk arasında dolaşır, zorlukları ortadan kaldırır. Halk oruç tutarak, kurban keserek, lokma/niyaz dağıtarak Hızır'ın gelmesini kolaylaştıracağını ve zorluktan, darlıktan kurtulacağını düşünür.

Hızır orucunun tutulduğu günlere veya tamamlanmasından sonraki güne Hızır günü adı verilir. Her köyün Hızır günü, Hızır ayının farklı bir gününe tekabül edebilir. Hızır günlerinde cem tutulması ibadetin esası sayılır. Özellikle bu günlerde, Hızır'ın fakir insan kılığında evlere konuk olduğuna inanılır. Hızır günlerinde mutlaka subaşlarına gidilir, bereket ve sağlık vereceği inancıyla bu sudan içilir. Hızır günü kaynağından getirilen su eve ve hayvanlara serpilir.

HIZIR ORUCU KAÇ GÜNDÜR?

Hızır orucu; Hızır düşünülerek veya Hızır adına niyet edilerek tutulur. Bir tür nefsi arındırma, yoksulları anlama, onlarla manevi bağ kurma aracı olan bu oruç, yine yoksulların birbirini anlayarak birbirinde çoğaldıkları, birbirine dayandıkları, rızıklarını paylaştıkları, birbirine razılıklarını sağladıkları oruçlardandır.

Bu oruç için sahura kalkılmaz. Ancak Muharrem matemi orucundan farklı olarak, bu oruçta iftarda su içilir.  Gece yarısı saat 12.00’dan sonra hiç yememek üzere tutulur ve hava iyice kararıncaya, göz gözü göremez hale gelinceye kadar devam eder. Oruç, bu yanıyla Hızır'ı çağırmaya, bereketi çoğaltmaya, sağlıklı bir biçimde bahara erişmeye çağrıdır.

HIZIR CEMİ NEDİR? DARA ÇEKİLMEK NE ANLAMA GELİR? KİMLER DARA ÇEKİLİR?

Orucun tamamlandığı günün gecesinde, Hızır Cemi yapılır. Alevilerde cem ibadeti, cuma akşamı olarak nitelendirilen kutsal perşembe gecesi kurulur. Yalan, gıybet, haram, hırsızlık suçu olanlar cem ibadetine alınmaz. Bu ibadete alınanlar ise yine toplumun rızası alınarak kabul edilir ve "dara çekilir" Dara çekilme; bir tür sorgulama, yargılama, halk mahkemesidir. Hızır Ceminde Hızır'ı çağıran semahlar dönülür ve deyişler okunur. Bu deyişlerde (nefeslerde) Hızır adı özellikle geçirilir. Hızır yardıma çağrılır.

HIZIR LOKMASI, HIZIR KURBANI, HIZIR KAVUTU…

3 günlük orucun bitiminde Cuma günü kurban kesilir. Genellikle kurbanlar küçük baş hayvanlardan seçilir. Kesilen kurbanın dişi olmamasına özen gösterilir. Şayet dişi kesilecekse mutlaka kısır (hamile olmayan) hayvan olmasına dikkat edilir.

Hızır Orucu sonunda tutulan Hızır Cemine katılanlar ağırlıklı olarak niyaz (hamurdan yapılmış halk arasında bıcik de denilen) lokmayı getirse de, üzümün yoğunluklu olduğu çerez, meyve suyu, bisküvi gibi lokmalar getirenler de oluyor. Bunlar bir araya toplanır sonra ceme katılanlara pay edilir.

Hızır orucunun sonunda genellikle kavut kavrulup çekilir ve pişirilir. Hızırın adı anılarak evlerde yapılan kavutun, bereket, ağlık, huzur getirdiğine inanılır. Bazı yörelerde kavut bir kaba konularak dama bırakılır. Şayet sabah kalkıldığında içinde iz varsa Hızır’ın kavuta el izi bıraktığına inanılır.

KAVUTUN PİŞİRİLME ŞEKLİ NEDİR?

Hızır Ayının en önemli yiyeceklerinden biridir kavut.

                                       KAVRULMUŞ BUĞDAYIN DISTARDA KAVUTA DÖNÜŞMESİ VİDEOSU

Kavrulmuş buğday tanelerinin evlerdeki dıstarda (el değirmeni) öğütülmesiyle elde edilen una denir. Kavut da kömbe gibi bir tür lokmadır. Hızır orucu sonrası, Hızır adı anılarak pişirilir. Cuma sabahı pişirilir, içine tereyağı dökülür, komşularla birlikte dualar eşliğine yenir.

Farklı şekilde tüketenler de oluyor. Bazıları yoğurda karıştırıp içerisine pekmez, bal veya şeker koyarak yerken, bazıları da helva şeklinde yaparak tüketiyor.

Video: Fırat Oran

Haberde kimi kaynaklardan yararlanılmış, bu konuda yapılan haberlerde yörenin gerçeğini yansıtan cümlelerine yer verilmiştir. 

Derlemede kullanılan fotoğrafların kaynakları edinilemediği için belirtilememiştir.  

24 Şub 2024 - 13:49 Tunceli/ Tunceli- Gündem

Mahreç  Eylem Salman


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Tunceli EMEK Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Tunceli EMEK Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Tunceli EMEK Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Tunceli EMEK Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.